28.08.2018

yanlış tanık

helen nielsen

kaderin oyuncağıdır insanoğlu; onu değiştirmek elinde değildir. insanoğlu toz üstüne yığılmış tozdur.

bir gün dediğimiz, geri bırakılmış şimdiden başka bir şey değildir.

tecrübe, analizden her zaman daha sağlamdır.

körü körüne bir atılış içerisindeydim. bu kör atılışlar da çoğu zaman insanları kör yollara sürükler.

insanoğlunun aklını yakından öğrendikçe, tanıdıkça, kişileri tutsak etmenin de değişik yollarını öğreniyoruz.

bir insan ömrünün sonuna kadar hayaletlerle yaşayamaz ki.. evinin kapılarını, pencerelerini aç; bırak temiz hava, güneş girsin içeri, hayaletleri dışarı kovala. daha çok gençsin, önünde uzun yıllar var.

çok evlilikler böyle. insanlar karşılarındakinden, çevrelerinden çok şeyler bekliyorlar. gerçek sevgiyi, aşkı bulan o kadar az ki.. evlilik tıpkı o dağ trenine benzer. o derece mükemmel işlerse bir evlilik yürür, yoksa..

bazı anlar vardır ki, içgüdü mantığı bastırır; ne yapmamız gerekiyorsa yapar, sonra onu anlamaya çalışırız.

bir profesyonel ile, çok ilgili de olsa bir amatör arasında büyük farklar vardır.

gözü kapalı olarak bilinmeyen, doğaüstü şeylere atılmak, inanmak yersizdir. esrar diye bir şey yoktur, yalnızca cehalet vardır. bir sırrın gücü, bilinmezliğinde gizlidir. bir kere açıklandı mı her şey aydınlanır. ilmin gayesi de budur zaten: insanoğluna karanlıklara hakim olma gücünü sağlamak. ya da insanlığı egemenliği altına alma gücünü sağlamak. her zaman bu tehlikeyle burun burunayız, kıymetli dostum!

yeryüzünde gerçeği duydukları zaman ona inanan o kadar az insan kaldı ki..

hayal kurma yeteneği! işte bununla -yalnız bu düşünceyle- dünyaya yepyeni bir biçim verilebilir. çöküş bağışlanamaz. bu duvarların yıkılmasına, çökmesine izin verilmemeli.

mahvetme gücü insanın beynindedir. diğer bütün silahlar güçsüz birer oyuncaktır. cengiz han bunu bilmiş olsaydı yeryüzü egemenliğini eline geçirirdi.

hitler bir aptaldı. yaptıklarıyla önceleri yakından ilgilendim -hoşuma gitmek değil- ilgi yalnızca, dikkatinizi çekerim. fakat adamın stili yoktu. uçak, tank, top.. bunların, kılıçlardan ne farkı var ki? zorbalık, şiddet; direnmeyi, karşı koymayı doğurur. o da bu yola girdi ve yenildi, insanlara baş eğdirmek için şiddetin, zorbalığın seçilmesi hiçbir zaman başarıya ulaşamaz. yalnızca korkunç bir direnmeye yol açar ve inatçı bir sessizlik içerisinde düşmanlarının mahvına neden olur. sıkı bir direnme, inatçı bir suskunluk ve düşmanın yenilgisi! yönetilen düşünce başarıya ulaşacaktır, yönetilen araç değil.

Hiç yorum yok: