2.8.19

muhakeme

alain: eğer bir kişiye aynı ağırlıkta ama değişik hacimde olan farklı nesneleri, kurşun bir topu, tahta bir küpü, büyük bir karton kutuyu elle tarttırırsanız her zaman en büyük hacimdeki nesneleri en hafif bulacaktır. çünkü genellikle en büyük nesneler en ağır olanlarıdır. bu yüzden en büyüklerinin aslında en ağır çekmelerini bekliyoruz; ama duyum böyle bir şeyi vermediği için, ilk muhakememize geri dönüyor ve beklediğimizden daha az ağır olduklarını hissederek onların diğerlerinden hafif olduğu muhakemesini yapıyor ve sonuçta onları daha hafif hissediyoruz.

theodule ribot: psikolog ahlakçıdan, botanikçinin bahçıvandan olan farklılığı gibi farklıdır. biri için iyi veya kötü bitki yoktur, hepsi eşit olarak bir inceleme konusudur; diğeri için koparılması ve yakılması gereken zararlı ve parazit bitkiler vardır; onun baştan savma adaleti bilmekten çok suçlamaya yöneliktir. ahlaksal uğraşlar, olanın görülmesini engelleyerek çoğu zaman psikoloji hakkında düşünülmesini önlemiştir.

descartes: tüm felsefe, kökleri metafizik, gövdesi fizik ve bu gövdeden çıkan dalların tıp, mekanik ve ahlak olmak üzere üç ana kola ayrılan diğer bilimler olduğu bir ağaç gibidir. diğer bilimlerin tam bir bilgisinin var olduğunu kabul ederek, en yüksek ve en mükemmel ahlakın, bilgeliğin en son derecesi olduğunu kabul ediyorum. oysa meyvelerin ağacın ne kökünden ne de gövdesinden toplanmayıp sadece dallarının ucundan toplanması gibi felsefeden elde edilecek temel fayda, en uçta yer alan bölümlerden elde edilecek faydaya bağımlıdır.

maurice halbwachs: insanın tasarımladığı görüntülerle karıştığı, yani tek başına tasarımladığı şeyi yaşadığını zannettiği bir durum vardır; ama bu aynı zamanda anımsayamadığı tek durumdur. bu, düş gördüğü zamandır. aksine insan geçmişi ve geleceği daha iyi seçtiği, yani şimdi içinde kendi olduğu, dışsal nesnelere ve diğer insanlara dönük bir kafaya sahip olduğu, daha doğrusu kendi dışına çıktığı oranda daha iyi anımsamakta, geçmişini daha kesin ve somut biçimler altında yeniden inşa etmektedir.

sigmund freud'a göre, düşün anlamı söz konusu olduğunda özellikle çocukların düşleri öğreticidir. çünkü onlarda sansürün işlevi yoktur ve görünen içerik, gizli içerikle aynı hale gelmiştir. işte bu durumda, düş en saf biçimde, bastırılmış bir isteğin gerçekleşmesidir.