16.4.17

akıllı hans

yuval noah harari


1900'lerin başında almanya'da akıllı hans adında ünlü bir at vardır. almanya'yı baştan aşağı dolaşan hans, gittiği yerlerde alman diline olan hayret verici yeteneğini ve daha da ilginci, matematik zekasını sergilen "hans, üç kere dört kaçtır?" diye sorulduğunda toynağını on iki kere vurur. yazılı bir mesajla, "yirmiden on bir çıkarsa kaç kalır?" diye sorulduğunda takdire şayan bir prusya dikkatiyle tam dokuz kere tıklar.

1904'te alman eğitim kurulu, bir psikolog başkanlığında bilimsel bir komisyon görevlendirip durumun araştırılmasını isten bir sirk müdürü ve veterinerin de aralarında bulunduğu on üç kişilik komisyon tüm bu yeteneklerin uydurma olduğundan emindir; ancak ellerinden geleni yaptıkları halde bir dalavere ya da sahtekarlık izine rastlayamazlar. hans sahibinden ayrılıp kendisine soru soran yabancılarla tamamen yalnız bırakıldığında bile soruların çoğunu doğru yanıtlar.

1907'de yeni bir araştırmaya girişen psikolog oskar pfungst sonunda gerçeği ortaya çıkarır. meğerse hans muhataplarının beden dilini ve yüz ifadelerini dikkatle gözlemleyerek doğru cevapları buluyordur. hans üç kere dördün kaç olduğu sorulduğunda geçmişteki deneyimlerinden yola çıkarak, insanların ondan toynaklarını belirli bir sayıda vurmasını beklediğini bilir. tık tık toynaklarını vururken bir yandan dikkatle insanları incelemeye devam eder. doğru sayıya yaklaştıkça insanlar daha da gerilir, doğru cevabı verdiğindeyse gerilim zirveye ulaşır. hans da insanların davranışlarından ve ifadelerinden bu gerilimi okumayı öğrenir. tıklamayı bırakınca gerilimin yerini hayranlık ve kahkahalara bırakmasını izler; böylelikle doğru yaptığından emin olur.

hayvanları insansılaştırma eğilimindeki insanların sık sık hataya düşerek hayvanlara sahip olduklarından daha harikulade yetenekler bahşetmesinin en iyi örneği akıllı hans'tır. ne var ki asıl dersimiz bu değil; tam aksine hans'ın hikayesi, hayvanları insansılaştırarak diğer canlıların özgün yeteneklerini ve hayvan bilişini küçümsediğimizin somut bir göstergesidir. söz konusu matematikse hans bir dahi olmayabilir. sekiz yaşındaki herhangi bir çocuk çok daha iyisini yapabilir; ancak beden dilinden duygu ve niyetleri okuyabilmekte hans sınır tanımayan bir yetenektir kendi dilinde bana üç kere dört kaç diye soran bir çinli'nin duruşundan ve bakışlarından ayağımı yere vurarak doğru cevabı bulmama imkan yok. akıllı hans, atlar beden diliyle anlaştığı için bu yeteneğe sahiptir. hans'ı inanılmaz yapansa bunu sadece diğer atların değil yabancı insanların duygu ve niyetlerini çözmek için de kullanabilmesidir.