11.1.19

kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi

charles bukowski

kendimle baş başa kalmamı engelleyen bir şeyler vardı hep.

herkes başkalarının bilmediği bir şeyi bildiğini sanır. yitik aptal egolar. ben de onlardan biriyim.

en iyi okur ve insan beni yokluğu ile ödüllendirendir.

bazen hepimiz bir filme hapsolmuşuz hissine kapılıyorum. repliklerimizi biliyoruz, nereye doğru yürüyeceğimizi biliyoruz, nasıl oynayacağımızı biliyoruz, sadece kamera yok. yine de çıkamıyoruz filmin içinden. ve film kötü.

hastayız, ümit budalalarıyız. eski giysilerimizle, eski arabalarımızla, bütün hayatlar gibi harcanmış hayatlarımızla bir serap peşinde.

hükümetin ve basının itiraf edemeyeceği kadar kötü ekonomi. hâlâ ayakta kalmayı başaranlar belli etmemeye çalışıyorlar. şu anda en iyi sektör uyuşturucu sektörüdür herhalde. uyuşturucu sektörü bittiği anda gençlerin yarısı işsiz kalır.

para ancak iki şekilde sorun teşkil eder: çok fazla ya da çok azsa.

pekala, siz bana yararlı bir meslek söyleyin. avukat? doktor? onlar da boktur. bok olmadıkları sanılır ama bokturlar. sisteme kilitlenmişlerdir ve çıkamazlar. ve hemen hemen hiç kimse işini iyi yapmıyor. önemsemiyorlar, güvenli bir kozanın içindeler.

kendimize işkence etmek için kullanmak isteyeceğimiz bir şey hep bulunur.

körfez savaşı sırasında bir grup yazar ve şair devasa bir gösteri planlamışlardı mesela, şiirler ve söylevler hazırdı. savaş birden bitti. gösteri bir hafta sonraya planlanmıştı. iptal etmediler. yaptılar gösterilerini. çünkü sahnede olmak istiyorlardı. buna ihtiyaç duyuyorlardı. kızılderili yağmur dansına nasıl ihtiyaç duyarsa, öyle.

insan ruhuna iyi gelen o kadar az şey var ki..

arabamla bir köprüden geçiyorsam aklımdan mutlaka intihar geçer. intiharı düşünmeksizin bir göle ya da okyanusa bakamam.

bir tanrı olup olmadığı beni ilgilendirmiyor. umurumda bile değil.

bozgun sonrasında güç toplamak kadar öğretici bir şey daha yoktur. ama çoğu insan korkularına yenilir. başarısızlıktan o denli korkarlar ki başarısız olurlar. fazlası ile koşullanmışlardır, birinin onlara ne yapması gerektiğini söylemesine alışkındırlar. aile ile başlar, okul ve iş hayatında sürer.

gençlik budalalıktır, yaşlı ise budala.

mükemmel saatler yaşayabilmek için kusurlu saatleri yaşamak gerek. iki mükemmel saati yaşatabilmek için on saat öldürmek gerekir. asıl korkulması gereken bütün saatleri öldürmemektir, bütün yılları.

pamuk ipliği ile bağlıyız hayata. olasılıkların arasında talihimizle geçici olarak varız. bu geçicilik unsuru işin en iyi ve en kötü kısmıdır. elden de bir şey gelmez. bir dağın zirvesine çıkıp on yıllarınızı meditasyon yaparak geçirseniz de bu gerçeği değiştiremezsiniz. kabullenmeyi seçebilirsiniz ama bu da ne kadar sağlıklıdır bilemiyorum. fazla düşünüyoruz belki de. daha çok hisset, daha az düşün.

hayat tuzaklarla doludur ve çoğumuz çoğuna düşeriz. önemli olan bu tuzaklardan elden geldiğince uzak durmaktır. bu da ölüm gelene dek olabildiğince huzurlu yaşamanızı sağlar.