25.1.18

çador

murathan mungan

firar ruhlu erkeklerin bağımsızlık arzularındaki gurur, çoğu kez güçsüzlüklerini saklamak içindir.

insan yüzleri benim için yazı gibidir.

yalan, herkesin gerçeğe bir şey eklemesiyle ortaya çıkar.

bazı insanların gülümseyişi hayatı kolaylaştırır.

burkaya giden yolu çador açar. çador, annelerimizin, ninelerimizin geleneksel ve masum başörtüsü değildir yalnızca, kafalarımızdaki köprüdür. örtünmek bir ahlak haline getirildiğinde, arkası mutlaka gelir; karara karara gelir. örtünmenin sonu yoktur. kadınlar kefene kadar örtünmek zorunda kalırlar.

bazı insanların yüzüne baktığında insan elde olmadan şöyle düşünür: bu insanın dünyada hiç kimsesi yok.

varoluşun kendisi başlı başına bir sihirdir.

en kötü yabancı çeşidi, bir zamanlar tanıdıklarının arasından çıkar.

yaban ellerde gurbette olmanın sızısı kendince inceden bir keyif taşır, gurbette olmak sahibinin gururunu okşar, onu kendi yalnızlığının kahramanı yapar. yaban ellerdeki bu kimsesizlikte her şeye karşın insanı ayakta tutan tuhaf bir güç vardır, kişinin kendisini de aşan bir güç.

dünyada çok az şey, birlikte aynı şeye gülen baba ile oğulun kahkahalarının aydınlığındaki mutluluğun yerini tutar.

sonuçta öyle ya da böyle yasalar bellidir, ama keyfi uygulamalarda bulunabilmek olanağı, elinizdeki gücü sürekli kılar. neyi, ne zaman yapacağınız belli olmaz.

babasız büyümüş erkek çocukları mahalle kahvelerinde baba şefkatine benzeyen bir şey bulurlar.

insan, annesini bir başka anneyle hatırlar. yüzler, anısını başka yüzlerle tazeler. bir erkeğe kimi zaman sevgilisini düşündüren şey, yolda yürürken gördüğü bir başkasıdır. bizi âşık eden çok eski çağrışımlarımızdır, çocukluk kadar uzakta kalmış çağrışımlarımız; şimdiki zaman içinde yaşadığımız aşkı bize hatırlatan, onu güçlendiren, yaşatan şeylerse yeni çağrışımlardır. bu çağrışımlara neden olan başkalarıdır, başkalarının varlığıdır. sevdiğimiz kişiyi, onu bize hatırlatan bir dünyayla birlikte severiz.