19.10.2013

zen yolu tasavvuf yolu

osho

sıradan zihinler sıradışı olmayı ister; sıradışı zihinlerse sıradanlığın içinde rahat eder.

bir gülün, bir lotusun, bir tutam çimenin özel olma çabası yoktur. bir tutam çimenden büyük bir yıldıza kadar her şey olduğu gibidir -neyse odur. herhangi bir çaba, mücadele ya da arzu yoktur. bir şey olmaya çalışma yoktur.

zen ustaları çok sıradan yaşarlar. herkes gibi. fakat sıradışı bir yoldadırlar. tamamen yeni bir bakışla büyük bir zariflikle, muazzam bir hassaslıkla, uyanıklıkla, gözlem dolu olarak, aşkın ve saf bir bilinçlilik halinde ve o anda yaşarlar.

nietzsche, "tanrı öldü" dedi. o ölmedi, öldürüldü. rahipler tarafından öldürüldü, ilahiyatçılar tarafından, politikacılar tarafından, aziz ve kutsal insan diye çağrılanlar tarafından öldürüldü.

hiçbir şekilde sıradışı olmaya çalışmayın- herkes aksini yapmaya çalışsa bile.

hepimiz çıldırdık. çıldırmamak çok zor bir şey. bu yüzden hz.isa, sokrates ve buddha acı çektiler. çünkü onlar normaldi. gerçek gelişme, evrim buradan başlar: bir insanın kendini keşfi dünyadaki en büyük keşfe çıkmaktır. aya gitmek, everest'e tırmanmak bile daha kolaydır. sebebi basittir; bu yolda yalnız seyahat etmek zorunda kalacaksınız. tamamıyla yalnız. ünlü yunanlı düşünürlerden platon şöyle demiş" bu, yalnızın yalnıza uçuşudur."

nietzsche şöyle der: "papazlar insanların seksten özgürleşmesine yardım edemediler. fakat onların seksten aldıkları hazzı zehirlediler."

bir insan suçluluk hissederse zayıf düşer. bölünür ve aptallaşır. böylece daha kolay yönetilir ve tüketilir. özgürlüğünü kaybeder. böylece kiliselerin, devletlerin, felsefelerin, teolojilerin kölesi haline gelir.

eğer doğru düzgün bir hayat yaşamak istiyorsanız önce ebeveynleriniz ile psikolojik bağınızı kesin.

tüm kutsal kitaplar kadınları yargılayan, ayıplayan erkekler tarafından yazıldı. bu sebepten ötürü bir erkek şovenizmi içerirler.

erkeklerin  çoğu hayatta kalabilmek için kılıbık olmayı seçer.

sıkıntı hissetmek için zeka gerekir. sıkılan insanlar hayatın sıradan anlamlarının tatmin etmediği insanlardır. sıkıntı hissetmeden devamlı para biriktiren insanlar bayağı insanlardır. onların zekası henüz tam çiçek açmamıştır. belki kurnaz olabilirler ancak gerçekten zeki değillerdir. hayatlarında yaratıcılık ve zeka göremezsiniz. güzel bir koku algılayamazsınız.

dostoyevski şöyle demiştir "eğer tanrıyı görebilirsem ona söyleyeceğim tek şey şudur: bana sormadan beni neden yarattın? bu adil mi? bu anlamsız ve saçma varoluşun parçası olmak istemediğim için onu görünce yapacağım tek şey bileti geri vermek olacak."

aydınlanmış insan neye dokunursa altına dönüştürür.

inanç, güvenmenin kötü bir kopyasıdır. bir inanç sisteminin parçası olduğunuzda köleleşirsiniz.

derinlemesine ve berrak olarak incelerseniz eğer, bu dünyanın dindar diye bilinen insanlar yüzünden acı çektiğini göreceksiniz.

insan acının ve mutluluğun, cennet ve cehennemin tohumlarını içerisinde taşır.

doğuda, gerçeği arayanlar evlenmezler. eğer gerçek bir arayan iseniz yalnız kalmanız daha iyidir.

gerçek bir dindar her zaman yanlış anlaşılacaktır.

bu dünya büyük bir tımarhanedir. arada bir akıllı birileri çıkar: bir buddha, bir zerdüşt, bir lao tzu, bir isa. işin garibi gerçekte deli olmayan bu insanlara deli denmesidir. akıl hastanesine kapatılan insanlara bakarsanız eğer, çoğunluğunun aslında oldukça duyarlı, hassas, ince ve dışarıdaki diğerleri kadar kaba olmayan insanlar olduklarını görürsünüz. derileri kalın olmadığı için incinirler, kırılırlar. derileri kalın olanlar ise her türlü deliliğin içinde uyum sağlarlar ve yaşamaya devam ederler.

Hiç yorum yok: