4.04.2010

yolculuk

paulo coelho

dünya ilişkilerin üzerine kuruludur, başka bir şeyin değil.

yalnızca gelişmen gerekenin en fazla yarısı kadar gelişebilirsin ve elbette istediğin kadar değil. belirli bir noktada yaşamın ters dönmeye başlar, yarı yolu geçmiş olursun ama tümünü değil, yarı mutlu ve yarı kederli hissedersin; ne hüsrana uğrarsın ne de tam anlamıyla başarılı olursun. ne üşürsün ne de terlersin; ılıksındır ve bazı kutsal kitaplarda bir vaizin dediği gibi: "ılık şeyler damak zevkini tatmin etmez."

önemli olan yaşamın kendisi değil, yolculuktur.

iyi şeyler olduğunda bizimle birlikte olanlar gerçek dostlarımızdır. bizimle birlikte seviniyor ve kazandığımız zaferlerle mutlu oluyorlar. yanlış dostlar sadece zor zamanlarda üzgün, destekleyici yüzleriyle ortaya çıkıyorlar; aslında bizim acılarımız onların mutsuz yaşamlarında bir anlamda teselli görevi görüyor.

şöhret bir afrodizyaktır.

kin duygularından kaynaklanan enerji seni hiçbir yere götürmez; ama kendisini aşk yoluyla gösteren bağışlama enerjisi yaşamını olumlu yönde değiştirecektir.

kaybedecek daha fazla bir şeyim kalmadığında bana her şeyi verdiler. ben olmayı bıraktığımda kendimi buldum. rezil olduğumda ve hala yürümeye devam ettiğimde kendi kaderimi seçmekte özgür olduğumu anladım.

kitap kendi kendini yazar; yazan kişi sadece daktilo eder.

aşk söz konusu olduğunda iyi ya da kötü yoktur, yapma veya yıkma da yoktur; sadece hareket vardır. ve aşk doğanın yasalarını değiştirir. çelişki varsa aşk güçlenerek büyür. meydan okuma ve değişim söz konusu olduğunda aşk korunur.

aşk evcilleşmemiş bir güçtür. onu kontrol etmeye çalıştığımızda bizi yok eder. onu hapsetmeye çalıştığımızda o bizi esir alır. onu anlamak için çabaladığımızda kendimizi kaybolmuş ve şaşkına dönmüş hissetmemizi sağlar.

her kültürde ve ülkede aşk ya da cinsel cazibe duygularının tümünden bağımsız olarak bütün erkekler hayatlarının bir döneminde iktidarsızlık sorunu yaşamıştır; özellikle de en çok arzuladıkları kişiyle birlikte olduklarında.