11.09.2022

karantina

dan brown

langdon salgın görüntülerini zihninden uzaklaştırmaya çalıştı ama başarılı olamadı. bu muhteşem şehrin altın çağında, salgın zayıflayıp osmanlılar, sonra da napolyon tarafından fethedilmeden önce nasıl olduğunu, venedik'in avrupa'nın ticaret merkezi olarak saltanat sürdüğü o dönemleri çok sık düşünürdü. söylenenlere göre zamanında, nüfusunun zenginliği ve kültürü eşsiz olan venedik'ten daha güzel bir şehir yoktu. ne tuhaftır ki, ticaret gemilerinin ambarlarındaki sıçanların sırtlarında çin'den venedik'e ölümcül salgını getiren, nüfusun yabancı lüks eşyalara tutkusu olmuştu. çin'in nüfusunun üçte ikisini yok eden salgın, avrupa'ya gelmiş ve hızla nüfusun üçte birini öldürmüştü. langdon salgın sırasında venedik'teki hayatla ilgili tasvirler okumuştu. ölüleri gömecek toprak kalmadığı için şişmiş cesetler kanallarda yüzüyordu. bazı bölgelerdeki ceset yoğunluğu yüzünden işçiler kütük yuvarlar gibi cesetleri denize doğru itiyorlardı. dualar, salgının gazabını azaltmaya yetmiyordu. devlet memurları hastalığa sıçanların neden olduğunu anladıklarında artık çok geçti; ama venedik yine de gelen tüm gemilerin yüklerini boşaltmadan önce kırk gün açığa demirleyip beklemelerini gerektiren bir kanun çıkarmıştı. günümüzde, italyancası quarantina olan kırk rakamı, karantina kelimesinin nereden geldiğini hatırlatan tatsız bir kelimedir.