dan brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dan brown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.10.2022

cehennem

dan brown

gerçek, sadece ölümün gözlerinden görülebilir.

"cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır." (dante)

geçmişte verdiğimiz kararlar geleceğimizin mimarıdır.

her zaman böyle olmuştur: ölümün ardından doğum gelir. cennete ulaşmak için insanın cehennemden geçmesi gerekir.

tarih boyunca, tabii ki incil dışında hiçbir yazı, resim, müzik veya edebiyat eseri, ilahi komedya kadar alıntılanmamış, taklit edilmemiş, dönüştürülmemiş ve onurlandırılmamıştır.

karanlık bir tünelde yüzerken nefessiz kaldığın dönüşü olmayan bir nokta gelir. tek çaren, bilinmeyene doğru ileri yüzmek ve bir çıkış olması için dua etmektir.

hiçbir şey, amacı olan bir dehadan daha yaratıcı, daha yıkıcı değildir.

dâhiliğin muhataraları olmalı. bu özel zekâlar çoğu zaman, duygusal olgunluğa erişememek pahasına, istedikleri şeye başkalarından daha fazla yoğunlaşabilirler.

insan aklının hiçbir şey düşünmemesi fizyolojik olarak imkânsızdır. ruhun duyguya ihtiyacı vardır ve ister iyi ister kötü olsun, bu duygu için yakıt aramaya devam eder.

"bir insan hiç olmadıkça, tanrı ondan hiçbir şey yapamaz." (martin luther)

dünyadaki en kötü yalnızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır. insanın gerçekle bağlarını koparabilir.

eski bir söz vardır. genellikle dante'ye atfedilir: "bu geceyi unutma. çünkü sonsuzun başlangıcıdır."

tehlikeli zamanlarda, harekete geçmemekten daha büyük bir günah yoktur.

bir mucize olduğun gerçeğini asla unutma.

11.09.2022

karantina

dan brown

langdon salgın görüntülerini zihninden uzaklaştırmaya çalıştı ama başarılı olamadı. bu muhteşem şehrin altın çağında, salgın zayıflayıp osmanlılar, sonra da napolyon tarafından fethedilmeden önce nasıl olduğunu, venedik'in avrupa'nın ticaret merkezi olarak saltanat sürdüğü o dönemleri çok sık düşünürdü. söylenenlere göre zamanında, nüfusunun zenginliği ve kültürü eşsiz olan venedik'ten daha güzel bir şehir yoktu. ne tuhaftır ki, ticaret gemilerinin ambarlarındaki sıçanların sırtlarında çin'den venedik'e ölümcül salgını getiren, nüfusun yabancı lüks eşyalara tutkusu olmuştu. çin'in nüfusunun üçte ikisini yok eden salgın, avrupa'ya gelmiş ve hızla nüfusun üçte birini öldürmüştü. langdon salgın sırasında venedik'teki hayatla ilgili tasvirler okumuştu. ölüleri gömecek toprak kalmadığı için şişmiş cesetler kanallarda yüzüyordu. bazı bölgelerdeki ceset yoğunluğu yüzünden işçiler kütük yuvarlar gibi cesetleri denize doğru itiyorlardı. dualar, salgının gazabını azaltmaya yetmiyordu. devlet memurları hastalığa sıçanların neden olduğunu anladıklarında artık çok geçti; ama venedik yine de gelen tüm gemilerin yüklerini boşaltmadan önce kırk gün açığa demirleyip beklemelerini gerektiren bir kanun çıkarmıştı. günümüzde, italyancası quarantina olan kırk rakamı, karantina kelimesinin nereden geldiğini hatırlatan tatsız bir kelimedir.

3.09.2022

inkâr

dan brown

insan zihninin ilkel ego savunma mekanizması, beynin kaldıramayacağı kadar fazla stres üreten tüm gerçekleri reddeder. buna inkâr denir. inkâr, insanın başa çıkma mekanizmasının önemli bir kısmını oluşturur. o olmasaydı, her sabah hangi şekilde öleceğimizi düşünerek dehşet içinde uyanırdık. bunu yapmak yerine zihinlerimiz, işe vaktinde yetişmek veya vergilerimizi ödemek gibi başa çıkabileceğimiz stresle meşgul olarak, varoluş korkularımızı perdeler. eğer varoluşla ilgili daha büyük korkularımız olursa, basit işler ve günlük meşgalelerle vakit geçirerek onları hemen aklımızdan çıkarırız.

mitolojiye göre, inkâr halindeki bir kahraman, kibir ile gururun varabileceği en üst noktadadır. en kibirli kişi, dünyadaki tehlikelerin kendisine dokunamayacağına inanan kişidir. kibri yedi günah arasında en kötüsü ilan ederek kibirlileri cehennemin en alt çukurunda cezalandıran dante, bu fikre katılıyordu.

1.09.2022

transhümanizm

dan brown

şunu bir düşünün: bir milyar insana ulaşmak, ilk insandan 1800'lere kadar dünya nüfusunun binlerce yılını aldı. ama 1920'lerde nüfusun iki katına çıkıp iki milyara ulaşması şaşırtıcı bir şekilde sadece yüz yıl aldı. bundan sonra nüfusun yeniden ikiye katlanıp 1970'lerde dört milyara ulaşması ise sadece elli yıl aldı. tahmin edebileceğiniz gibi, pek yakında sekiz milyara ulaşacağız. sadece bugün, insan türü dünya gezegenine çeyrek milyon kişi daha kattı. çeyrek milyon. ve bu her gün oluyor.

kişi başına daha fazla temiz su düşmesini istiyorsanız, yeryüzünde daha az insan olması gerekir. araçların sebep olduğu kirliliği azaltmak istiyorsanız, daha az şoför olması gerekir. okyanusların yeniden balıkla dolmasını istiyorsanız, daha az insanın balık yemesi gerekir.

gözlerinizi açın! insanlık yok olmak üzere. liderlerimizse toplantı odalarında oturmuş güneş enerjisi, geri kazanım ve hibrit otomobil pazarlıkları yapıyor. ozon tabakasının delinmesi, susuzluk ve kirlilik birer hastalık değil, belirti. hastalık ise nüfus artışı. ve biz dünya nüfusuyla baş etmedikçe, hızla büyüyen kanserli bir tümöre yara bandı yapıştırmaktan başka bir şey yapıyor olmayız.

"kanser, kontrol dışı büyümeye başlayan sağlıklı bir hücreden başka bir şey değildir. fikirlerimi nahoş bulduğunuzu anlıyorum; ama sizi temin ederim, vakti geldiğinde diğer seçeneği çok daha nahoş bulacaksınız. cesur bir karar veremezsek..."

"örgütünüz doktorlardan oluşuyor ve bir hastası kangren olduğunda, hayatını kurtarmak için bacağını kesmekte tereddüt etmez. bazen insan kötünün iyisine razı olmak zorundadır."

dante'nin cehennemi kurmaca değil, kehanettir. berbat sefalet. ıstıraplı acı. bu, geleceğin manzarasıdır. insanlık eğer denetlenmezse veba ya da bir kanser gibi işler. bir vakitler faziletimizi ve kardeşliğimizi besleyen yeryüzü refahı tamamen tükeninceye dek, her yeni nesille birlikte artar sayımız. içimizdeki canavarlar ortaya çıkar. çocuklarımızı doyurmak için ölümüne bir savaş veririz. burası dante'nin dokuz daireli cehennemidir. bizi bekleyen budur. malthus'un matematiğiyle alevlenmiş gelecek üzerimize doğru savrulurken, cehennemin ilk dairesinde, tahminimizden çok daha hızlı bir şekilde düşmeye hazırlanarak.. yalpalarız.

transhümanizm bir tür felsefe, bir aydın hareketidir. bilim dünyasında hızla yayılmaya başladı. esasen, insan bedenindeki kalıtımsal zayıflıkları aşmamız gerektiğini ileri sürer. başka bir deyişle, insan evrimindeki bir sonraki aşamada, kendimizi biyolojik olarak düzenlememiz gerektiğini söyler.

transhümanizm, en basit şekliyle, insanların mevcut olan tüm teknolojileri kendi türünü daha güçlü kılmak için kullanması gerektiğini söyleyen, en güçlünün hayatta kalmasına dayanan bir felsefedir.

transhümanizm hareketi, genelde sorumluluk sahibi bireylerden oluşur. etik açıdan güvenilir bilim adamları, vizyon sahibi bireyler, hayalperestler. ama birçok harekette olduğu gibi bunda da hareketin yeteri kadar hızlı ilerlemediğini düşünen militan bir grup var. bunlar dünyanın sonunun yaklaştığına ve birinin türlerin geleceğini kurtarmak için harekete geçmesi gerektiğine inanan apokaliptik düşünürler.

hiçbir şey yapmamak; sıkışıp kalarak, açlık çekerek, günah içinde yuvarlanarak dante'nin cehennemine kucak açmaktır. ve ben de cesaretle eyleme geçtim. kimileri dehşetle bakacaktır; ama kurtuluşun bir bedeli vardır. dünya bir gün fedakârlığımın güzelliğini kavrayacaktır. çünkü ben sizin kurtuluşunuzum. ben gölge'yim. ben insanlık sonrası çağının kapısıyım.

geleceği senin zarif ellerinde terk ettiğimi bilerek huzur bulacağım. aşağıdaki görevim tamamlandı. artık, benim için yukarıdaki dünyaya tırmanma ve yeniden görme vaktim geldi yıldızları.

30.04.2019

uzun lafın kısası

balzac:
güzel bir yaşam, en sağlam akıl yürütmeden daha güçlüdür.

dante: cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır.

nietzsche: herhangi bir düşünce insanın insan olarak yaşamasını sağlıyorsa doğrudur.

albert camus: hemcinslerinin basitliğini bütün çıplaklığıyla görmek, aslında insana acı veren bir deneydir.

dan brown: hiçbir şey, amacı olan bir dehadan daha yaratıcı, daha yıkıcı değildir.

ahmet hamdi tanpınar: bir cemaate ruhunu veren sanatkârdır. sanatkâr ilâve eder, sanatkâr tamamlar, sanatkâr yaratır. büyük realite, fikir ve sanattır.

antoine galland: büyük teşebbüslerin çoğunu bekleyen hazin bir kader var.

cemil meriç: dinin vicdanlarda mutlak hüküm sürdüğü devirler, felsefenin sustuğu devirlerdir. felsefe şüpheden doğar, şüphe, imanın zıddı. kalabalığa tek kitap yeter.

can dündar: iktidar, her türden defoyu gizleyen parlak bir örtüdür.

hermann hesse: şu insanlar yok mu, karşılığında para gelsin yeter ki, isa'nın kendisini bile yakalayıp teslim ederler.

gogol: bir erkek gönlünü bir kıza kaptırdı mı suya basılmış pabuç köselesine benzer. istediğin gibi eğer, bükersin onu.

jack london: cennet ve cehennem, bir yobazın dini inancının temel ögelerini oluşturabilir. ama bunlar, genellikle iyi ve kötü kavramlarının birer yansımasıdır.

2.10.2018

dijital kale

dan brown

denir ki, ölüm anında her şey açıklığa kavuşur.

daima başka bir seçenek vardır.

bazı adamlar vardır ki onlara hayır diyemezsiniz.

her şey mümkündür, imkânsız biraz daha zaman alır.

işler her zaman göründüğü gibi değildir.

köşeye sıkışmış bir düşman daima en tehlikeli türde bir düşman demektir. çaresizdir ve ne yapacağı öngörülemez.

insan beyni var olan en hızlı bilgisayardır.

virüsler kendilerini kopyalarlar. klonlar yaratırlar. kibirli ve dangalaktırlar. ikili düzendeki egomanyaklar. tavşandan daha hızlı ürerler. zayıf yanları da budur işte. ne yaptığını bilirsen onları melezleyebilirsin. yok olurlar.

sizi artık yalnızca gerçek kurtarır.

bir çiftin sırlara ihtiyacı vardır. bu, ilişkiyi ilgi çekici kılar.

her zaman ayakta kalanım. ama onur olmadan ayakta kalmış olmanın hiçbir önemi yoktur. gözden düşmenin gölgesinde yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.

31.03.2011

uzun lafın kısası

balzac: kamuoyu tüm fahişelerin en kokuşmuşudur.

dan brown: gerçek, sadece ölümün gözlerinden görülebilir.

cemil meriç: biz hepimiz, kendi basit menfaatlerimizi hakikat sanan gafilleriz.

albert camus: dünyada her kuşaktan bir avuç üstün insan çıkar, iki ya da üç tane.

arthur koestler: burjuva evliliği, toplum tarafından onaylanmış bir fuhuş biçimidir.

ömer faruk toprak: küçük bir yaşam ile büyük bir şiir kurulamaz.

ahmet hamdi tanpınar: bir şeyi veya bir insanı hakkıyla tadabilmek, sevebilmek için kendisiyle alakası olmayan ne kadar çok şeye muhtacız!

hegel: felsefenin kuşu alaca karanlıkta uçar.

nedim gürsel: insanın karnı nerede doyuyorsa vatanı orasıdır.

ebu'l-ala el-maari: insanlar iki kısımdır; bir kısmının dini vardır, aklı yoktur; bir kısmının aklı vardır, dini yoktur.

thomas mann: faşizm bir ideoloji değil bir kötülüktür.

napolyon: bir kadını iyi tanımak, bütün kadınları tanımaktır.

thomas carlyle: tarih büyük adamların biyografisinden ibarettir.