17.12.19

herakleitos

john fowles

herakleitos, isa'dan beş yüz yıl önce küçük asya'da efes'te yaşamıştı. burası kesin; geriye kalan her şey ise az çok gerçeğe yakın efsane.

yönetici sınıfa ait bir aileden olduğu ama yönetmeyi reddettiği, en iyi okullara gittiği ama kendi kendini eğittiğini iddia ettiği, çocuklarla oynamayı yeğlediği ve seçkin çağdaşlarının parlak boş sözlerini dinleyerek dağlarda dolaştığı, darius tarafından sarayına davet edildiği ama reddettiği, bilmeceleri sevdiği ve "karanlık" diye çağrıldığı, gününün kitlelerinden, çoğunluk'tan nefret ettiği ve sefalet içinde öldüğü söyleniyor. öğretisinden geriye kalan her şey bir düzine sayfa içinde dile getirilebilir.

aşağıdakiler öğretisinin ana fragmanlarıdır, bazıları özgündür ve bazıları ise hippokrates'in görüşlerinin süzgecinden geçmiştir:

herkes için aynı olan bu dünya, ne bir tanrı ne de bir insan tarafından yaratılmıştır.

adaletsizlik olmasaydı, insanlar adaleti tanımazlardı.

çoğunluk kendilerini en çok ilgilendiren şeye sırtını döner.

çok ünlü olan, ünlü olmak nedir bilir ve başka bir şey bilmez. ancak adalet yalancıları ve şarlatanları her zaman alt edecektir.

çoğunluk ne dinlemeyi ne de konuşmayı bilir.

çoğunluk, sanki evlerle konuşabileceklermiş gibi imgelere dua eder. tanrıları da filozofları da anlamazlar.

çoğunluk, yaşamlarının olaylarını yanlış yorumlar; şeyleri öğrenirler ve sonra onları bildiklerini düşünürler.

eşekler bile samanın altından daha değerli olduğunu bilir.

âdet ve doğa uyuşmaz; çünkü çoğunluk, âdeti doğayı anlamadan oluşturmuştur.

bilgelik bir şeyden oluşur: her şeyi her şey aracılığıyla neyin yönettiğini bilmekten.

en büyük erdem, gerçeği doğanın sınırları içinde söylemek ve yapmaktır.

altın madencileri çok kazarlar, az bulurlar.

dinsel ritler kutsal değildir.

insan en küçük şeyinden en büyük şeyine aşırılıkları yok ederek ve yetersizliklerine çare bularak büyür.

çoğunluk hayvanlar gibi midelerini doldurur.

bir şehir yasalarına sıkıca nasıl bağlı kalırsa insan da herkes için ortak olana sıkıca bağlı kalmalıdır.

zaman, zar atan bir çocuktur.

köpekler de tanımadıkları bir adama havlarlar.

eğer beklemiyorsan beklenilmeyeni bulamazsın.

yukarı çıkan yol ve aşağı inen yol aynı yoldur.

çömlekçiler ne ileri ne de geri giden ama aynı anda her iki yönde çalışan bir tekerlek kullanırlar. kozmos da böyledir. bu tekerlek üzerinde her şeklin çömleği yapılır ancak her şey aynı malzemelerden ve aynı aletlerle yapılmış olmasına karşın hiçbir iki parça özdeş değildir.

ateş ve su birbiri için ve başka her şey için yeterlidir. ama her biri kendi başına, ne kendisi için ne de başka herhangi bir şey için yeterlidir. hiçbiri kusursuz efendi olamaz. ateş bütün suyu bitirdiğinde besinini yitirir ve aynı şey tersinden de doğrudur. devinimi azalır, durur, ötekinden geriye kalan saldırır. eğer her birine egemen olunsaydı, hiçbiri olduğu gibi olmazdı. ateş ve su, maksimumlarında ve minimumlarında benzer derecede var olan her şey için yeter.

insanlar bir kütük gördüler; biri iter, öteki çeker. ama bunu yaparken aynı şeyi yaparlar. daha az yaparken, daha çok yaparlar, insanın doğası böyledir.

başucu kitaplığı | antoloji | oda sineması | 101 temel eser | okuma listesi | program | iletişim