13.6.19

kuyruklu yıldız altında bir izdivaç

hüseyin rahmi gürpınar

insan tabiatında yasak olan şeye karşı sakınmaktan çok yönelmeye yatkınlık vardır.

dünyada saadet denilen şey tamamıyla kuruntuya dayanan bir söz değilse işte onun en belirgin şekli mutlaka bağdaşması mümkün iki ruhun birleşmesinde vücut bulan haldir.

bir kadın ne kadar güzel olursa olsun onun sahibi olan erkek, hislerini tatmin ettikten sonra çarçabuk dışarıya göz gezdirmeye başlar.

ölüm ne kadar muhakkak olsa da insan yine bir kurtuluş çaresi aramaktan kendini alamıyor.

çok sevinmek de insanı büyük bir kedere uğramak derecesinde üzüyor.

insanların çok defa saadetten yoksun kalmaları, onun hangi tabii kanunlar üzerine kurulduğunu bilmemelerinden ötürüdür.

insanlarda, korkanları daha çok korkutmak muzipliğine düşkünlük çoktur. vaiz efendilerden tutunuz da fen adamlarına kadar insanların okumuşları, filozofları, âlimleri de diğer kardeşlerini korkutma eğiliminden kendilerini alamıyorlar.

aynı hastalığa yakalanmış bulunanlar birbirlerinin halinden tamamıyla anlarlar.

insanlığın en büyük hastalığı, kendini kemiren illetlerin cidden tedavisine başvurmaktan çok, daima tehlikeyi hakiki derecesinden aşağı göstermeye çalışmak hastalığıdır. bu yaraların derman bulunmaz niteliğini açık ve kesin bir dille açıklamaya uğraşanlar daima halkın lanetine uğrarlar. yaranmak için halkı aldatan ikiyüzlüler beğenilir ve saygı görürler.

yakında çökmeye mahkum o nefis ilahi yapıyı, bir tapınak olan vücudunuzu sizin için çırpınan bu inleyen ruha adamış olsanız dünyadan giderayak sonsuz sevaba erecek kadar büyük bir hayır işlemiş bulunursunuz.