19.6.19

genç kız kalbi

mehmet rauf

bir erkeğin güzelliği zekâsından ibarettir.

geçmişe gıpta, onunla iftihar, bugün iftihar edecek şeyi olmayanlara mahsustur. buna ise ilerleme değil gerileme derler. büyük milletler ise yalnız ilerleme gösterenlerdir.

hatta bizimki gerileme bile değil. gerileme için mevcut bir şey olmalı ki onu da kaybetmeli. bizde ise önceden beri gafletten, cehaletten başka bir şey yoktu. halimiz bence bugün ancak yeis ve kederle ifade olunabilir. hiçbir işe yaramayacağımızı, hiçbir şey yapamayacağımızı anlamaktan dolayı bir yeis ve keder..

işte böyle kadere bağladığımız bu sefalet içinde acizlik ve ıstırapla sürünüyorken buna nazaran önemsiz, görünürdeki sefaletlere karşı duygusuz kalamayan bütün millet, samimi hayatını harap eden bir yaraya karşı tevekkül ve ihtiyat içinde sükut ediyor.

medeniyet yıkmak değil yapmaktır ve insanlığı aydınlatacak önemli bir keşifte bulunan bir milleti yüz büyük savaş kazanmış bir millete bin kere tercih ederim.

kadınlık kutsal ve kıymetlidir; çünkü evvela hayatı, sonra da saadeti kendilerine borçluyuz.

evlilik yapılırken soruşturulan şey yalnız mevki, yalnız servet ve yalnız namus meselesidir. ahlak ve tavır, eğilimler ve fikirler bizim için o kadar önemsiz şeylerdir ki bahse bile layık görülmez. düşünmezler ki hayat yalnız bunlardan oluşmuş ve yalnız bunlardan ibarettir.

bazen düşünüyorum da dünyaya gelmek bir afetken, sonra bu memlekette, üstelik kadın olarak doğmanın dayanılmaz azabına nasıl tahammül ettiğime hayret ediyorum.

bizim milletin büyük bir gelecek sahibi olması için yegane eksiğimiz, toplumsal hayatımızın olmaması, kadınsızlıktan, kadınları erkeklerden uzak bulundurmamızdır.

ah bu aşk.. yarabbim, bütün bu kâinatı, bütün varlıkları yarattın, pek, pek büyük bir harikadır. fakat yalnız aşkı yaratmak onların hepsinden büyük, hepsinden mukaddes bir şeydir.

fakat yaşamak için hayat lazımdır, hayal değil.