5.6.19

kapı birden vuruldu

etgar keret

bu ülkede güçlü olan haklıdır; siyaset, ekonomi ya da park yeri, fark etmez. sadece kaba kuvvetin dilinden anlarız biz.

bir şey elinden alındığında, bok bile olsa, acı verir.

genellikle kötü bir şey uydurduğunuzda insanlar hemen inanır; çünkü olağan gelir. fakat iyi bir şey uydurursanız kuşkulanırlar.

bir çocuğa söz verip tutmamak kadar kötü bir şey yoktur. çocuğu hayatının sonuna kadar yaralayabilir bu.

çocukların böyle şahane bir yanları var. ne yaparsan yap, bir saat sonra unutup başka şeyler düşünürler, onları daha mutlu edecek şeyler.

çin tıbbında sperm enerjinin bir biçimi olarak görülür. boşaldığında gücünü yitirirsin, bu yüzden tavsiye edilmez. özellikle zayıf bir bünyen varsa.

bazı insanlar üçüncü kattan düşer ve sadece sırtları morarır. başkaları merdivenden inerken ters bir hareket yapar ve kendilerini hastanede bulur, alçıda.

kiralık katiller kır çiçekleri gibidir. tahmin edemeyeceğiniz kadar farklı türlerde açarlar.

yaşadığımız evrene paralel ve hepsi birbirinden biraz farklı milyarlarca başka evren olduğuna dair bir teori var. hiç doğmadığım evrenler var mesela ya da hiç doğmak istemeyeceğim. bir atla çiftleştiğim paralel evrenler var ya da piyangoda büyük ikramiyeyi kazandığım. yatak odasının döşemesinde yatmış kan kaybından ölmek üzere olduğum evrenler var. açık ara başkan seçildiğim evrenler var. fakat o evrenler umurumda değil, şu anda sadece onun evli ve çok şeker bir oğul sahibi olmadığı evrenler ilgilendiriyor beni.

bütün o para, siktiğimin bütün o parası dünyanın anasını belledi.

bazen hayat bir tuzakmış gibi geliyor bana. farkında olmadan içine girdiğin ve birden etrafına kapanan bir şey. ve bir kez içine girmişsen, hayatın içine girmeyi kastediyorum, kaçış yoktur. intihar dışında belki, ki gerçek anlamda bir kaçıştan çok teslimiyettir

televizyon böyledir. her şeyi çarpıtmayı severler, dramatik etki. çarpıtacak bir şey bulamayınca da uydururlar.

dosdoğru objektife bakıp bir gün bir japon balığı bulursa ondan hiçbir şey istemeyeceğini söylemişti. büyük bir cam kavanoza koyup onunla bütün gün konuşacaktı ve ne hakkında olduğunun önemi olmayacaktı. spordan ya da siyasetten ya da japon balığı neden konuşmak isterse ondan. ne olursa, demişti rus, yeter ki yalnızlık olmasın.