3.3.19

erkeğin şartlandırılması

esther vilar

erkek, erken yaştan itibaren kadının kölesi olarak görevlerini yerine getirecek şekilde eğitilir.

kadın, erkeğin belli bir amaç için doğrudan eğitilmesine büyük önem verir. erkek, çalışmak ve emeğinin meyvelerini kadının emrine sunmak zorundadır. çocuğun gelişme dönemi boyunca kadının kafasında hep bu amaç vardır ve o erkek çocukta, tamamen kendi değerler ölçeğine dayalı bir dizi şartlı refleks yaratır. bunu, çocuğu yaşamın ilk yılından itibaren manipüle ederek -kendi amaçları için yönlendirerek, kullanarak- yapar. sonuçta eğitimi tamamlanan erkek, kendi değerini, kadının onun yararlılığına ilişkin duygusuyla yargılayacaktır. sadece kadının övgüsünü kazandığı ve onun için yararlı bir şey ürettiği zaman mutlu olabilecektir.

kız çocuğu büyüdükçe başkalarını kullanma sanatı konusunda daha çok şartlanır. buna karşılık erkek çocuk, sömürü nesnesi olma yönünde giderek daha çok yönlendirilir.

bir erkeğin şartlandırılmasındaki en etkili etkenlerden birisi övgüdür. bunun sonuçları daha iyidir ve örneğin seksin sonuçlarından çok daha kalıcıdır; çünkü bir erkeğin yaşamı boyunca devam edebilir. bu kadarla da kalmaz: kadın, övgünün dozunu iyi ayarlayabilirse erkeği azarlamaya kesinlikle ihtiyaç duymayacaktır. belli bir övgü dozuna şartlanan erkek, bunu alamadığı zaman rahatsızlık duyacaktır.

eleştirel bir erkek, kadınlarda özsaygı bulunmadığını pekala söyleyebilir. aksi olsaydı, inanılmaz ölçüdeki cehaletlerini böylesine mutlu bir tavırla kabullenmezlerdi.

kadının, herhangi bir çaba ortaya koymaktan kurtulması için, derin bir ah çekip "bir kadın olarak" bunu yapacak kapasitesi olmadığını belirtmesi yeterlidir. bir erkeğe, tercihen başkalarının yanında, arabayı kendisinden daha iyi kullandığını sadece ima etmesi bile, kendine yaşam boyu bir şoför bulmasına yeterli olacaktır. otoyollara bakın: hepsi de karılarını taşıyan erkek şoförlerle doludur.

kadınlarla başarılı olmayı arzulayan her erkeğin -hangi erkek arzulamaz ki?- çeşitli nitelikler kazanması gerekir. zekanın, hırsın, üretkenliğin ve dayanma gücünün yanı sıra, kadınların yanında nasıl davranacağını da tam olarak bilmesi gerekir. kadınlar, bu amaçla nezaket dedikleri belli normlar geliştirmiştir. temel kural, özsaygısı olan bir erkeğin, kadına her zaman için bir kraliçeymiş gibi davranması gereğidir.

kadınlar gerçekten duygusuz yaratıklardır. bunun da temel nedeni derinden duygular beslemenin kendileri için dezavantajlı olmasıdır. duygular, kendileri için yararlı olmayan bir erkeği, yani kullanamayacakları bir erkeği seçmelerine neden olabilir.

ancak eğer kendin bir şeyler hissetmezsen bir başkasının duygularından yararlanabilirsin. bu nedenle kadın, kendi avantajı için erkeğin duygularını kamçılar. bu arada da erkeği, onun duygularının da sanki erkeğinki kadar derin, hatta onunkinden daha derin olduğuna inandırmaya çalışır.

sadece gerçek bir felaketle karşılaştığı -örneğin karısı öldüğü zaman- ağlayan bir erkeğin, örneğin tatil planı iptal edildi diye gözyaşlarına boğulan karısını görünce, kadının duygularının da kendisininkine eşdeğerde güçlü olduğunu; ama daha önemsiz bir nedene dayandığını varsayması gerekir. erkek, gözleri yaşla dolu karısının aklından o anda aslında ne kadar soğuk, net düşüncelerin geçtiğini bilse, çok büyük bir avantaj sağlardı.