24.10.18

post mortem

albert caraco

hayat, bizim yaşama nedenlerimizin yanında hiçtir.

biraz daha kaba ol, biraz nankörlük beni teskin eder, özünde hepimiz korkunç bencilleriz.

dünya nasılsa öyledir ve semboller ise hayallerin zaafıdır.

kendini kutsal metinler'in altında saklayarak yaşadı, kendi sınırlarının berisinde ölen birçok kadının yazgısı da budur. aslında olmayı hak ettiği şey, varlığının gölgesinde kalmıştı, dolayısıyla bizimle tatlı tatlı ilişkiye geçiyordu.

bu dünyadaki hiç kimse her gün ya da akşamdan sabaha tapılmayı hak etmez.

ezeliyet duygusuyla buluşanlar teselli bulurlar ve bu duyguya sahip olanları hiçbir şey yıkamaz.

yaşam bir dayanaktır, yoksa neden değil. yaşam zorunludur; ama yeterli değildir: ölülerin bize verdiği ders budur.

dünya hayranlık verici ve genellikle daha bahtsız kadınlarla doludur.

bana mutluluk aramamayı öğütledi ve bütün mutsuzlukların kaynağının aramak olduğuna beni ikna etti, pek de haksız olmadığını düşünüyorum, en ufak sarhoşluk bile bir yükümlülüktür ve reddedilmek asla cezalandırılmak olmaz.

hiçlik sevginin bedelidir ve hiçliğin tacı sevgidir.

acının bile içinde sanılandan çok kendini beğenmişlik ve itiraf edilenden çok şehvet vardır.

bizi tecrit eden yas, bizi hantallaşmak zorunda bırakarak, sonunda yeniden yükümlülük altına alır: o zaman herkese benzeriz ve herkesin dengi oluruz, herkesle birlikte kayıp kitleyi oluştururuz. arzunun, kaygının, sevgi ve nefretin, yanılsama oyuncaklarının ve olumsallık kölelerinin dokuduğu ağlara kapılır kalırız.