21.3.18

afrodit'in başkaldırısı

lawrence durrell

teoloji alçakların son sığınağıdır.

freud tek mutluluğun çok eski bir dileğin gecikmeli de olsa yerine gelmesi olduğunu söyler ve ekler: "işte bu yüzden zenginlik pek mutluluk getirmez; para çocukluktan kalma bir dilek değildir."

iş aşka geldi mi kavrayış tam bir kusura dönüşüyor.

eğer bir insan üzerinde yoğunlaşılırsa, gerçekten yoğunlaşılırsa o zaman geleceğine doğru açılıp ilerleyen yıldızsal şekli görülebilir, ona ne olacağı sezilebilir.

nasıl sanat herkesin harcı değilse, sevişmek ya da matematik gibi diğer konular da yalnızca uzmanlarının elinde verimli olabilirler.

her şey, sonsuza kadar bir tedbirsizlik yapma korkusuyla yaşamaktan iyidir.

marchant fikirlerin sadece midilliler olduğunu söylerdi; insan onlardan bıkana kadar üzerlerine binip dolaşır, sonra onları bir ağaca bağlayıp siker.

bir çeşnicinin tek metafizik sorunu, salamdan sonra da yaşam olup olmadığıdır.

"büyük bir yapıt başarıyla iletilmiş bir zihin durumudur. şair henüz tümüyle sahip olamadığı yetilerin ustasıdır -ona ihsan edilen şey güvendir. öğretmez; hükmeder."

insan yüzü yalnızca belirli bir tepki türünü sürekli kılar; gülerek ya da ağlayarak ölmek arasında, doğru ya da yalan, bir nefes arasında kırpışan mutluluklar ya da üzüntüler o kadar azdır ki..

hayal gücünün yelkenleri beyler, talihin rüzgârıyla şişer.

"gövde kurur, akıl renksizleşir, ruh kozaya çekilir; her şeyi sağlayan o tek güç dogmatik teolojiden bağımsız olarak yaşamayı sürdürür. eskimeyen tek şey zamandır."

aradığı, birisiyle umutlarının birleşmesiydi, aşk değil.

çoğunluk, çağımızda kendisini elde etmek zorunda hissettiği sanat gibi yüksek zevklerden her zaman mahrum edilmelidir.

bir parça mutluluk umudu vermeyen bir felsefede hatalı bir yan vardır.

kadınların öğrettiği şeylerden biri de, hiç zeki olmadan da müthiş bir akla sahip olmanın mümkün olduğudur.

doğanın, o büyük aristokratın amaçladığı şey, yüce azınlığın azami mutluluğudur. zavallı sol eğilimli, boşa kürek çeken sosyalist sürü.