13.12.15

boş kayık

osho

hiç kimse olmak dünyadaki en zor, en imkansız, en sıradışı şeydir.

en büyük nezaket her türlü resmiyetten uzaktır. kusursuz davranış endişeden uzaktır. kusursuz bilgelik plansızdır. kusursuz sevgi gösterişsizdir. kusursuz samimiyet sunmaz en ufak güvence.

aydınlanmış bir insanı takip edemezsin; çünkü hiç iz bırakmaz, ayak izleri yoktur. gökyüzündeki bir kuş gibidir, ilerler ama hiçbir iz kalmaz. hiçbir bilge senin onu takip etmeni istemez. daima zikzak çizerek ilerlediği için peşinden gidemezsin. onu takip etmeye çalıştığın takdirde gözden kaçıracaksın.

şöyle dedi bir bilge: "kendinden hoşnut olan önemsiz bir iş yapmıştır. başarı başlangıcıdır başarısızlığın, ün başlangıcıdır gözden düşmenin."

kim kendini başarıdan uzak tutabilir ve ünden, alçalabilir ve kaybolabilir insan yığınlarının ortasında? tao gibi akacaktır o insan, görünmeden, dolaşacaktır yaşamın kendisi gibi isimsiz ve evsiz. basittir o insan, ayrım gözetmeden. dış görünüşe bakılırsa aptalın tekidir. adımları hiçbir iz bırakmaz. güç sahibi değildir. hiçbir başarısı yoktur, şöhret sahibi değildir. kimseyi yargılamadığı için kimse de onu yargılamaz. böyledir kusursuz insan: kayığı boştur.

halk biliminde tilki zihnin, zekanın, mantığın sembolüdür. tilkiler büyük mantıkçılardır.

sözde dindar yalnızca sana kınayıcı bir gözle bakmak için, senin günahkâr olduğunu söyleyebilsin diye dindardır.

gerçekten uyum içinde, içsel dünyada gerçekten zengin olduğunda, gösterişle ilgilenmezsin. para için mücadele etmez ve yoksulluğu erdem haline getirmez. kendi yoluna gider başkalarına bel bağlamadan, ve gurur duymaz kendisiyle yalnız yürüdü diye.

ancak polis hırsızları bulabilir; çünkü birbirlerini anlarlar. polisin bakışıyla hırsızın bakışı farklı değildir. polis hükümetin hizmetindeki hırsızdır. onların kafası, onların düşünce şekli aynıdır, sadece onların efendileri farklıdır. hırsız kendi yararına çalışır, polis devletin hizmetindedir; fakat ikisi de hırsızdır. bu yüzden polisler hırsızları yakalayabilir.

bir hintli bilgeyi hırsız yakalamaya gönderirsen bulamayacaktır; çünkü başkalarını kendisi gibi görecektir.

yaşlı bir adam ölüm döşeğindeymiş, ölüyormuş. oğlunu çağırmış ve "artık ölüyorum, sana sırrımı söylemeliyim. iki şeyi her zaman hatırla: ben bu şekilde başarıya ulaştım. birincisi, bir söz verdiğin takdirde o sözü tut. bedeli ne olursa olsun dürüst ol ve sözünü tut. bu benim kuralım oldu, bu şekilde başarılı oldum. ve ikinci şey, asla hiçbir söz verme!" demiş.

ölüm, ölüm yüzünden değil, sen hiç doğru yaşamadığın için çirkindir. eğer hiç canlı olmadıysan, güzel bir ölümü hak etmemişsindir.

çoğu insan korkak olduğu için erdemlidir.

her şeyden önce bilge bir insan asla tercih yapmaz, tercihsiz yaşar; çünkü sonucun aynı olacağını bilir.

kusursuz insan hayatı eğlence olarak, oyun olarak yaşar. ordular ne yapabilir? bilinçsiz, uykudaki insanlar? uyanmış bir insan hepsine bedeldir.

felsefe hayatın düşmanıdır. bir insanın başına gelebilecek en zararlı şey felsefi açıklamalara saplanıp kalmaktır.

kierkegaard, "konuşmaya başladım, sonra birden bunun faydasız olduğunu fark ettim." der.

ancak küçük zihinler tutarlıdır. zihin ne kadar darsa o kadar tutarlıdır. zihin çok genişse içine her şey girer: ışık oradadır, karanlık oradadır, tanrı oradadır ve şeytan da, bütün ihtişamı içinde.

chuang tzu çok ısrar eder: "uyanık ol ve çok faydalı olma; yoksa insanlar seni sömürür." o zaman seni idare etmeye başlarlar, başın belaya girer. eğer bir şeyler üretebiliyorsan seni hayatın boyunca üretmeye zorlayacaklar. belli bir şeyi yapabiliyorsan, eğer becerikliysen, o zaman boşa harcanmazsın.

başkaları için faydalı olabiliyorsan, o zaman başkaları için yaşamak zorundasın. yararsızsan kimse sana bakmaz, kimse sana dikkat etmez, kimse varlığınla ilgilenmez. tek başına kalırsın. pazar yerinde himalayalar'da yaşıyormuş gibi yaşarsın. o tek başınalıkta büyürsün. bütün enerjin içe döner.

mutlu olduğun zamanlarda asla "mutluluğun amacı nedir?" diye sormadığını hiç fark ettin mi? âşıkken hiç, "bütün bunların ne amacı var?" diye sordun mu? sabah güneşin doğuşunu ve gökyüzünde ok gibi bir kuş sürüsünü gördüğün zaman, "bunun ne amacı var?" diye sordun mu? gece tek başına açan, bütün geceyi rayihasıyla dolduran bir çiçek için "ne amacı var?" diye sordun mu?

ancak bir bilge konuşmaya değerdir. ancak bir bilge dinlemeye değerdir. ancak bir bilge birlikte yaşamaya değerdir.

bilge nedir? boş bir kayık: içinde kelimeler yok, bulutların olmadığı boş bir gökyüzü. ses yok, gürültü yok, kimse deli değil, içeride karmaşa yok, sürekli bir uyum, eşitlik, denge. mevcut değilmiş gibi yaşar. adeta yokmuş gibidir. hareket eder ama içinde hiçbir şey kıpırdamaz. konuşur ama iç sessizliği oradadır. asla altüst olmaz, kelimeleri kullanır ama o kelimeler yalnızca araçtır. o kelimeler yoluyla sana kelimelerin ötesinde bir şey gönderir. eğer sen kelimeleri yakalar ve tutarsan kaçıracaksın.

adolf hitler kavgam'da şöyle der: "hakikatle yalan arasında tek bir fark biliyorum: bir yalan pek çok kez tekrarlandığında hakikat olur."

ancak eziyet ve yıkım yoluyla bir insan nesneye dönüştürülebilir.

yoksul biri zengin olduğunda bütün geçmişini temizlemeye başlar ki bir zamanlar yoksul olduğunu kimse bilmesin. bir zamanlar fakir olduğunu gösteren bütün tanıdıkları bırakır. akrabalarını görmek istemez, geçmişinin hatırlatılmasından hoşlanmaz. geçmişi tamamen bırakır.

öfkelendiğin zamanlar varlığında sızıntılar olur. arzu ettiğin zamanlar varlığında delikler vardır. kıskandığın, nefretle, cinsellikle dolduğun zamanlar bir enerji sütunu değilsindir.

bu nedenle buddha'lar bize arzusuzluğu öğretti; çünkü arzusuz olduğun zaman enerji dışarı doğru hareket etmez, içe doğru hareket eder. içsel bir döngü olur; bir elektrik alanı, biyoelektrik bir alan olur.

alkol seni toplumdan ayırır. bu yüzden toplum alkole daima karşıdır, hükümet alkole daima karşıdır, üniversiteler alkole daima karşıdır, bütün ahlakçılar daima alkole karşıdır; çünkü alkol tehlikelidir. sana toplumun dışına dair bir işaret verir. bu nedenle amerika'da ve batılı ülkelerde uyuşturuculara karşı bunca propaganda var.

planlama delisiyiz. hayatı planlarız, ölümü planlarız ve planlama yoluyla kendiliğindenlik yok edilir, güzellik yok edilir, bütün coşku yok edilir.

şimdiye kadar senin ilişkilerinden hiç iman, hiç güven, hiç sevgi, hiç mutluluk meydana gelmedi. ölüm geldiğinde nasıl yas tutabilirsin? senin yasın sahte olacak. eğer yaşamın sahteyse ölümün de sahte olacak. ve bir tek senin sahte olduğunu sanma! etrafta seninle ilişkisi olan herkes sahte. öyle sahte bir dünyada yaşıyoruz ki, devam edebilmemiz son derece şaşırtıcı.