10.1.15

bakır atlı

puşkin


işte bu, yazgısı senin oğullarının
ey roma, ey çınlayan küre
sevginin şarkıcısı, şarkıcısı tanrıların
söyle sen bana, nedir şan
sin uğultusu, övgü sadası mı
isli bir gölgeliğin altında yoksa
yabanıl bir çingenenin anlatısı mı

o zaman yaşlı adam yaklaşıp dedi
"terk et bizleri sen, mağrur kişi
bizler ilkeliz, yok yasalarımız
sen ilkel baht için doğmamışsın
sen kendine özgürlük diliyorsun yalnız
bize dehşet verir düşünüşün senin
biz korkağız ve iyi ruhumuz
sen kötü ve cesursun -terk et bizleri
elveda, esenlikler seninle olsun."

büyülü gücüyle terennümün
dumanlı belleğimde benim
böyle canlanıyor görünümü
bazı aydın, bazı kederli günlerin

irkildi. durulanıverdi
ürkünç, derininde düşünceler
taşkınların köpürdüğü, öfkeyle başkaldıran
yırtıcı dalgaların çevresinde
yığıldığı o yeri bir anda tanıdı
aslanları, o meydanı ve meydanda
karanlığın içinde bakırdan başıyla
kımıltısız yükselip duranı
onu, işte o uğursuz iradesiyle
denizin dibinde kent kurulanı
korkunç o, karanlığının alaca ağılında
nasıl bir düşünce toplanmış o alında
ne kadar gizli güç onda barınır