27.7.15

istikbal

nazım hikmet

"musiki ruhun gıdasıdır." (osmanlı atasözü)

bütün kainat, bütün unsurlarıyla başsız ve sonsuz bir akış halindedir. dün yok oluyor, bugün dünün, yarın bugünün yerine geçiyor. böylelikle her an gelen bir yarının akışı içinde, adımlarını bu akışa uyduran adam yaşayan adamdır.

her küçük, yarım, taslak entelektüel kendisini dünyanın mihveri sanır.

en çok gürültü koparan en çok verimi olan değildir. büyük çalışmalar, buzların altında akan büyük nehirlere benzerler. ilk bakışta önümüzde kımıldamayan, gürültüsüz bir düzlük vardır. oysaki bu sessiz düzlüğün altında akan su bütün kocamanlığı ve büyüklüğüyle ortaya çıkmak için baharın gelmesini bekler.

ihtisas ve zevk-i selime, sanata ve bilgiye yer verilmezse, onun boşluğunu ne para, ne yaldız doldurabilir.

büyük sanat kitaplarını, sahicileri sahtelerden ayıran hususiyet şudur: olanı durgun, taş kesilmiş olarak değil, olanı olduğu gibi, yani doğuş, oluş ve ölüş akışında aksettirmek.

tolstoy: sanat; iyilik, güzellik ve ışık için çalışmalıdır. iyilik ülküsünü gütmeyen bir sanat sadece bir eğlencedir.

şiirin gayesi, kainatın sırlarını sezip sezdirmektir. şiir, sanat, alemin ve hayatın tefsiridir ve sanatkar insanları bu tefsir etrafında toplanıp işlerinde, insanoğlunun yeryüzündeki vazifesinde ondan ateş almaya davet eden adamdır.

kapitalizm, gelişerek öyle bir merhaleye varır ki, yalnız maddi eşyalar değil, manevi değerler de mal olur, alınıp satılır.

istikbal yalnız hakiki sanatın ve hakiki sanatkarlarındır.