5.6.13

hayat

gustave flaubert

çağımın salaklığına karşı beni boğan nefret dalgaları hissediyorum. ağzıma kadar bok geliyor, fırlayan bir fıtık gibi. ama ben bu boku saklamak istiyorum, katılaştırmak, sertleştirmek. 19. yüzyılın yüzünü sıvayacağım bir macun yapmak istiyorum, hint pagodalarını tezekle nasıl bezerlerse öyle.

hiçbir zaman düzenli bir hayatı, belirli saatleri, düşüncenin de sarkaçla birlikte durması gerektiği, her şeyin asırlar ve kuşaklar öncesinden kurulduğu bir duvar saatinin varoluşunu sevmedim. bu düzenlilik şüphesiz çoğunluğa uygun gelebilir ama şiirle, düşlerle ve hülyalarla beslenen, aşkı ve bütün palavraları düşünen zavallı çocuk için, bu, onu sürekli bu yüce düşten uyandırmak, ona bir an olsun dinlenme fırsatı vermemek, onu, dehşete düştüğü ve iğrendiği maddecilik ve aklıselim atmosferimize sokarak boğmak demektir.