14.7.12

beşikten mezara

amin maalouf

"ormana girince vahşi hayvanların yaptığını yap."

serseriler serserilik yaparken kendileriyle barışıktırlar; koşulların serserilik yapmaya ittiği dürüst insanlar ise vicdan rahatsızlığından ötürü kendilerini yiyip bitirirler.

bir adam dünyadan elini eteğini çekmeye karar verdiğinde, bu fiziksel şiddet içermese de intihar gibi bir şeydir. aşikar sebeplerin yanı sıra, en yakınlarının bile bilmediği, hatta kendisinin bile bilincinde olmadığı gizli nedenler bulunur.

insanların çoğu, beşikten mezara kadar tüm ömürlerini dünya nereye gidiyor ve bizi nasıl bir gelecek bekliyor sorularına hiç vakit ayırmadan geçiriyorlar. öze ilişkin soruları sorabilmek için bazen günlük hayatın üzerine çıkmak gerek.

insan herkesin gözü önünde cereyan eden bir dizi aşağılanmadan sağ salim çıkamaz.

birçok avrupalının bir karısı, bir metresi ve her ikisinden de çocukları vardır; ama islam iki karı alabilirsin der demez, çifte evlilik fikri utanç verici, garip, ahlaksız bir olay halini alır ve gayrı meşru ilişki saygıdeğer olarak gösterilir.

bir ilişki soylu kalmak için tüm seyrini tamamlamalıdır. sadece yetişkinlik çağını değil, karışık bir sırayla bile olsa, çocukluk ve ergenliğini de yaşamalıdır. kendine özgü simyayı, kendi akıl ve akıl dışılık, coşku ve ilgisizlik, heyecan ve mizah, yakınlık ve uzaklık, söz ve ten karışımını da bulmak zorundadır. sevgililer için bütün mesele, ilişkilerinin anısını birlikte çıkılmış bir yolculuk gibi korumayı becerebilmektir.

bir köye yerleşince, kendi kendine yeterli bir yaşam sürdüğün ve kimseye ihtiyacın olmadığı izlenimi vermemek daha iyidir. yoksa hemen düşman edinirsin ve adın kötüye çıkar.