13.2.12

masal *

thomas bernhard

değerli konuklar, konuşmamı kent mızıkacıları masalına dayandıramam. bir şey anlatmak istemiyorum, şarkı söylemek istemiyorum, öğüt vermek istemiyorum; ama şurası kesin ki masalların dönemi geçti. kentlerin ve devletlerin masalları ve bütün bilimsel masalların. felsefi olanlar da geçti. artık düşünce dünyası kalmadı. evrenin kendisi de artık masal değil.

avrupa, en güzel olan öldü; gerçek ve hakikat bu. gerçek, tıpkı hakikat gibi, masal değildir ve hakikat hiçbir zaman masal olmamıştır. daha elli yıl önce avrupa tek bir masaldı, bütün dünya bir masal dünyasıydı. bugün bu masal dünyasında yaşayan birçok kişi var; ama onlar ölü bir dünyada yaşıyor ve söz konusu olanlar ölüler. ölmeyenler yaşıyor ve masallarda değil, o masal değil.

kendim de masal değilim, hiçbir masal dünyasından değilim; uzun bir savaş içinde yaşamak zorunda kaldım ve yüz binlerce ölen insan gördüm ve onların üzerinden geçip giden diğerlerini; ileriye, her şey ileriye yürüdü; gerçekte her şey değişti, hakikatte her şeye başkaldırıldığı ve her şeyin değiştiği elli yılda, ki bu süreçte binlerce yıllık masal gerçek ve hakiki oldu, giderek nasıl da üşüdüğümü hissediyorum, eski dünya yenisine, eski doğa yenisine dönüştüğünde.

masalsız yaşamak daha zordur, bu yüzden yirminci yüzyılda yaşamak zor; yalnızca var oluyoruz; yaşamıyoruz, kimse yaşamıyor artık; ama yirminci yüzyılda var olmak güzel; ilerlemek: nereye ilerlemek? ben biliyorum ki hiçbir masaldan doğmadım ve hiçbir masala dahil olmayacağım, bu bile bir ilerleme ve bu bile öncesiyle bugün arasındaki fark.

bizler bütün tarihin en korkunç topraklarında yaşıyoruz. dehşet içindeyiz, hem de yeni insanın bu derece menfur malzemesi olarak dehşet içindeyiz ve yeni bir doğa algısı ve doğanın yenilenmesi içinde; hepimiz son yarım yüzyılda tek bir acı dışında bir şey olamadık; bu acı bugün biziz, bu acı şimdi bizim ruhsal durumumuz. bütünüyle yeni sistemlerimiz var, yepyeni bir bakış açımız var dünyaya karşı ve yepyeni, gerçekten dünyayı saran en mükemmel bakış açısına sahibiz ve yepyeni bir ahlak anlayışımız ve yepyeni bilimlerimiz ve sanatımız var. başımız dönüyor ve üşüyoruz.

biz insan olduğumuz için, dengemizi kaybedeceğimizi sandık; ama dengemizi kaybetmedik; donmamak için her şeyi yaptık. her şey değişti, çünkü biz onu değiştirdik, dışsal coğrafya tıpkı içseli gibi değişti. şimdi artık yüksek taleplerimiz var, asla yeterince yüksek taleplerle yetinemiyoruz; hiçbir zaman bizimkilerle aynı derecede yüksek talepler olmadı; büyüklük deliliği içinde var oluyoruz; çünkü yıkılmayacağımızı ve donmayacağımızı biliyoruz, yaptığımız şeyi yapmaya cesaret ediyoruz.

yaşam artık bir tek bilim, bilimlerin bilimi. şimdi birden doğanın içinde açtık. elementleri tanıdık. gerçeği sınadık biz. gerçek bizi sınadı. artık doğa yasalarını biliyoruz, sonsuz yüce doğa yasalarını ve onları gerçekte ve hakiki olarak öğrenebiliriz. artık tahminlere bağımlı değiliz. doğaya baktığımızda artık hortlakları görmüyoruz.

dünya tarihi kitabının en cesur bölümünü yazdık; ve de içimizden her biri kendi açısından dehşet içinde ve ölüm korkusu altında ve hiçbiri kendi isteği ile, kendi zevkine göre değil, tersine doğadaki konumuna uyarak ve bu bölümü kör babalarımızın ve budala öğretmenlerimizin sırtlarına saklanarak; kendi sırtımıza saklanarak yazdık; bu derece sonsuz uzun ve sıkıcı olanı, en kısa, en önemlisi olanı. dünyamızın birdenbire neden oluştuğu, bilim dünyamızın berraklığı karşısında dehşete kapıldık, bu berraklık içinde üşüyoruz; ama biz bu berraklığa sahip olmak istedik, ona biz neden olduk, demek ki şimdi hükmünü sürdüren soğuktan yakınmaya hakkımız yok.

berraklıkla soğuk artar. bu berraklık ve bu soğuk, bundan böyle hüküm sürecek. doğabilim bizi tahmin edebileceğimizden daha yüksek bir berraklığa ve çok daha şiddetli bir soğuğa götürecek. her şey berraklaşacak, gittikçe artan ve gittikçe yoğunlaşan bir berraklık içinde her şey soğuyacak, gittikçe daha dehşet verici bir soğuklukta olacak. gelecekte hep berrak ve hep soğuk bir günün etkisi altında olacağız.

sizlere dikkatiniz için teşekkür ediyorum. bugün bana verdiğiniz bu onur için teşekkür ediyorum.

* özgür ticaret kenti bremen edebiyat ödülü sırasında yapılan konuşma