1.3.16

giyim kuşam

tomris uyar

mini etek giymeyi şimdi fazla pratik bulmuyorum; çünkü dolmuşa binerken, inerken ayağımı toparlayamıyorum. kendime zorluk çıkarmayı sevmiyorum. çok özenerek giyindiğim günler oluyor. bir de "bilinçli perişanlığı" sevdiğim günler olur. edip cansever'in lafıdır o. yani canım o gün hiçbir şey istemiyorsa sade yüzümü temizleyip mis gibi akşama kadar oturabilirim. okurum, yazarım, gelen gelsin hiç mühim değil. demek ki insanlar için fazla giyinmiyorum. sanırım insanların dünyayı güzelleştirmesi gerektiğine inanıyorum. buna çok inanıyorum. insanın üstüne geçireceği palas pandıras da olsa, renkleri uyumludur. bunu özellikle yapmamayı, boyasız ayakkabı, saçlar kirli, üst baş dökülüyor; bunun ben bir rahatlık olduğunu değil, öbür insanlara bir hakaret olduğunu düşünüyorum. dünyaya bir hakaret. niye herkes temiz ve iyi giyinmesin? renk bakımından en azından. bir de çok ucuza çok güzel giyinirim laflarına da inanmam. ucuz bir şey iyi olmaz. o hep söylenir ya bakan eşidir, otururmuş kendi eteğini dikermiş. ne diye dikiyorsun? diken insan var işte, git diktir giy. hani o becerilerle övünmek var ya, "ben ördüm." belli oluyor zaten, söyleme.

ünlü bir yazarımız bir zaman bulgaristan'dan gömlek almıştı, beş tane, beşi de birbirinden berbattı. mavi, mor, kırmızı, yeşil, ekose gibi inanılmaz bir şeydi. "bunları ne kadar ucuza aldım tahmin edemezsiniz." dedi. "belli" dedim. "beş tane aldım." dedi. "yazık, hepsini giyecek misiniz?" dedim ben de. bulgaristan'a bedava yollasalar "hayır" derim zaten. bizi, benim gibi insanları züppe sanıyorlar o yüzden. oysa ben çok basit bir evde de rahat edebilirim. hiç eşya olmasa da olur; yani ille her şeyin en iyisi, en son modası, en moderni falan peşinde değilim. ama o şeyin hakkını vermek gerekir. mesela bizim ev kırmızı döşeli, kırmızı dediysem şarap rengi. beyaz halbuki bu senenin modası, her yer beyaz. beyaz koltukta oturan bir insan ne kadar rahat edebilir? benim evime gelen insan içki içecektir, meyve yiyecektir, fındık fıstık yiyecektir. dökerse perişan olur. gün gidecek gürültüye. o onu silecek, ben "mühim değil" diyeceğim. yarım saat kaybedeceğiz bu işle. kırmızı olunca, koyu olunca böyle sorunlar kalkıyor ortadan, insanlar rahat rahat oturuyorlar.