25.5.20

buzdolabının üstündeki kız

etgar keret

bütün kadın muhabirler fahişedir. kadınlar böyledir. hep yarak isterler ve yarak bumerang gibidir. kadınlar fahişedir. doğalarında var. benim annem bile öyle.

bir insanı alacak büyüklükte bir çukur kazmak kolay değildir.

bir astımlının, "seni seviyorum." demesiyle "seni çılgınca seviyorum." demesi arasında fark vardır.

hayatınızın kadını öldüğü gün ne yaparsınız? ben kudüs'e gidip geldim. trafik berbattı, bir film festivalinin açılışı vardı. kent merkezinden otoyola çıkmak bir saatten fazla sürdü. dövüş sanatlarının birinde uzman olan genç bir avukat sürüyordu arabayı. "herkese teşekkür ediyorum." diye homurdandı yol boyunca. "beni seçen herkese teşekkür ediyorum, özellikle anneme. onsuz.. onsuz.." böyle bozuk plak gibi takılıp kalıyordu "onsuz" kısmına her geldiğinde, üç yüz kez.

dünyanın bütün teröristleri ve özgürlük savaşçıları gizlenmenin bir yararı olmadığını idrak ettiler. bazıları, çaresizlikten, kendi kendilerini neşeli renklere boyadılar. sonunda, insanların çoğu kaderlerine karşı çıkma güçlerine olan inançlarını yitirdiler. dünya hayli kasvetli bir hal aldı. renklerin dışında hiçbir şey neşeli değildi.

onu köpek gibi vurdular, beni tokatladılar. hep öyle olur zaten: erkekleri köpek gibi vururlar ve kadınlar tokatlanır. erkeksen seni gecenin bir yarısı yatağından kaldırırlar, dışarı sürüklerler ve pat diye biter. fakat kadınsan asla bitmez.

askerden terhis olduktan iki ay sonra tayland'a gittim. bütün o gizli yerleri aramaya. her yerde benim gibi yeni bir kıta keşfetmek üzere olduğundan emin yürüyüşçülerle karşılaştım. bütün öğrenci yurtları, bütün şelaleler, bütün palmiye ağaçları turist kaynıyordu: isveçliler, almanlar, israilliler. özellikle israilliler. hepsi bakir toprakların peşindeydi ve sonunda bir el iskambil ile birkaç kadeh portakallı cine fit oluyorlardı. uzak doğu devasa bir kampingden farksız.

ben usandım. her şeyden. hiçbir şeyin anlamı yok, hiçbir şeyin. bilirsin, bazen bir yere gidersin ve kendine, neden buradayım, diye sorarsın. ben sürekli böyle hissediyorum. bir an önce gitmek istiyorum. bulunduğum yerden başka bir yere. hiç bitmiyor. yemin ediyorum, ödleğin teki olmasaydım kendimi çoktan öldürmüştüm.