14.8.19

insan

walter benjamin

hiçbir şey antik insanı modern insandan, onun kendisini kaptırdığı ve sonraki dönemlerin neredeyse hiç tanımadığı kozmik deneyim kadar ayırt etmez.

antik insanların kozmosla alışverişi bambaşkaydı: vecd. çünkü ancak bu deneyim sayesinde en yakınımızdakiyle en uzağımızdaki hakkında kesin bilgi edinebiliriz; biri olmadan öbürünü de tanıyamayız.

yalnızca insan evrensellik ve yoğunluk açısından eksiksiz bir dile sahiptir.

"bu rezil dünyada kaybolmuş, kalabalığın itip kaktığı biriyim ben; geriye, yılların derinliğine baktığında yalnızca düş kırıklığı ve acı, önünde ise yeni hiçbir şey, ne bilgi ne acı içermeyen bir fırtına gören yorgun bir adam."

yüzlerimizdeki kırışıklar, biz evde yokken kapımızı çalmış olan büyük tutkuların, günahların ve sezişlerin kayıtlarıdır.

baudelaire, kalabalık tarafından itilip kakılmış olmayı, hayatını belirleyen tüm deneyimler içinde en belirleyicisi, en benzersizi olarak niteler.

öyle görünüyor ki, kimse ona kendisini iktidarsız hissettirmeyen bir şeyde ustalaşamaz. eğer buna katılıyorsanız, o zaman bu iktidarsızlığın mücadeleye daha başlamadan ya da en başında değil, tam ortasında belirdiğini de göreceksiniz.

hermann lotze: insanın en dikkate değer özelliklerinden biri, tek tek bunca bencilliğin yanı sıra, yaşadığı anın yarına hepten kayıtsız kalmasıdır.

insanın geleneksel düzene karşı beslediği düşmanlık ne kadar büyükse, kendi özel hayatını, geleceğin toplumunda yasakoyucu mertebesine çıkartmak istediği normlar uyarınca o kadar katı bir biçimde düzenleyecektir.

okur, düşünür, aylak ve flaneur de tıpkı afyonkeş, hayalperest ve kendinden geçmiş insan gibi aydınlanmış kişinin örnekleridir. üstelik, daha din dışıdırlar.

bu ülkeye tıkıştırılmış insanlar artık insan kişiliğinin anahatlarını seçemiyorlar. her özgür kişi onlara bir tuhaflık olarak görünüyor.