12.6.18

son söz

osho

alışılagelmiş günlük faaliyetlerin farkına varmaya başla ve bunları yaparken rahat ol. gergin olmaya gerek yok. yerleri silerken gergin olmaya ne gerek var? yemek yaparken gergin olmaya ne gerek var? hayatta senin gerilmeni gerektiren tek bir şey yok. bu sadece senin sabırsızlığın ve farkında olmamanla ilgili.

her tür insanla, her şekilde yaşadım. hep kafam karıştı: neden gerginler? görünüşe bakılırsa gerilim senin dışındaki bir şeyle ilgili değil. senin içinde olan bir şeyle ilgili. sırf nedensiz yere gergin olmak çok aptalca göründüğü için her zaman dışardan bir mazeret buluyorsun. bir kılıf uydurmak için, gerilimini açıklayacak senin dışında bazı nedenler buluyorsun. ancak gerilim senin dışında değil, düzensiz yaşamında yatıyor.

rekabet içinde yaşıyorsun, bu gerilim yaratır. sürekli kıyaslama içinde yaşıyorsun, bu gerilim yaratır. hep ya geçmişi ya da geleceği düşünüyorsun ve tek gerçek olan şimdiyi kaçırıyorsun, bu gerilim yaratır. bu basit bir anlayış meselesidir. kimseyle rekabet etmeye gerek yok. sen kendinsin ve olduğun gibi mükemmelsin. kendini kabul et. varoluşun olmanı istediği biçim bu. bazı ağaçlar daha uzundur, bazıları daha küçük. küçük ağaçlar gergin değildir, daha uzun olan ağaçlar da ego yüklü değil. varoluş çeşitliliğe ihtiyaç duyar. biri senden daha güçlüdür, başka biri senden daha zekidir ama başka bir açıdan sen herhangi birinden daha yeteneklisindir. kendi yeteneğini bul.

doğanın gönderdiği her bireyin muhakkak benzersiz bir yeteneği vardır. sadece birazcık araştır. belki sen ülkenin başkanının yaptığı başkanlıktan daha iyi flüt çalabiliyorsundur, senin flütçülüğün onun başkanlığından daha iyidir. kıyaslama yapılacak bir şey yok. kıyaslama insanları yoldan çıkarıyor. rekabet onları sürekli gergin yapıyor ve yaşamları boş olduğu için hiçbir zaman anı yaşamıyorlar. bütün yaptıkları çoktan bitmiş olan geçmişi düşünmek ya da henüz gelmemiş olan geleceği düşünmek. bütün bunlar insanları adeta delirtiyor. gerek yok, hiçbir hayvan delirmiyor, hiçbir ağacın psikanalize ihtiyacı yok.

tüm varoluş sürekli bir kutlama halinde, insanlar hariç. insanlar soğuk, gergin, endişeli oturuyor. küçük bir yaşamın var ve sen onu kaybediyorsun ve ölüm her gün yaklaşıyor. bu daha da büyük korku yaratıyor, "ölüm yaklaşıyor ve ben daha yaşamaya başlamadım bile." birçok insan ancak ölürken yaşadığını fark ediyor ama o zaman çok geç oluyor. sadece anı yaşa. sahip olduğun bütün nitelik ve yetenekleri en son noktasına kadar kullan.

hindistan'ın mistiklerinden biri olan kabir dokumacıydı. binlerce takipçisi vardı ama o kumaş dokumaya devam etti. takipçileri arasında krallar bile vardı. varanasi kralı ondan rica etti, "usta, bu iyi olmuyor, bizi utandırıyor. biz sana bakabiliriz. kumaş dokumana, her hafta pazar kurulduğunda kumaşları satmak için pazara gitmene gerek yok. bizi düşün! insanlar sana bakmadığımızı düşünüyor."

kabir, "problemini anlayabiliyorum ama bir tek yeteneğim var, o da güzel kumaşlar dokumak. ben yapmazsam bunu kim yapacak? tanrı her hafta pazar yerine değişik yüzler, değişik bedenlerle kumaş almaya geliyor." dedi.

kabir müşterilerden söz ediyordu: "efendim, kumaşa dikkat edin. benim dokumalarım başka hiç kimsenin dokumalarına benzemez. bu kumaşların içinde benim şarkılarım, benim ruhum var. bütün varlığımı bu kumaşa döktüm. dikkatli olun, bu kumaşı şefkat ve sevgiyle kullanın ve hatırlayın: kabir bunu özel olarak sizin için dokudu efendim."

bu sadece birkaç kişiye söylediği bir şey değildi, bunu bütün müşterilere söylüyordu. onun payına düşen buydu. öğrencilerine, "başka ne yapabilirim ki? elimden geleni yapıyorum. kumaş dokuyabilirim, şarkı söyleyebilirim, dans edebilirim ve bundan çok hoşnutum." yaptığın şeyden hoşnutsan ve tüm varoluşun tanrısalın tezahüründen başka bir şey olmadığını, kutsal yeryüzünde yolculuk ettiğimizi, kimle karşılaşırsan karşılaş, tanrı'yla karşılaştığını hissediyorsan; başka bir yol olmadığını, sadece yüzlerin değişik olduğunu, içsel gerçekliğin aynı olduğunu hissediyorsan bütün gerilimlerin yok olacak. gerilime verilen enerji senin zarafetin, senin güzelliğin olmaya başlayacak. o zaman yaşam sadece sıradan, alışıldık, günlük bir varoluş değil, beşikten mezara bir dans olacak. varoluş senin zarafetinle, rahatlığınla, sessizliğinle, farkındalığınla çok zenginleşecek. dünyayı, ona bir şeyler katmadan terk etmeyeceksin.

oysa insanlar hep başkalarına, başkalarının ne yaptığına bakıyor. biri flüt çalıyor, sen yapamıyorsun. anında mutsuzluk geliyor. biri resim yapıyor, sen yapamıyorsun, anında mutsuzluk. yaptığın şeyi öyle bir sevgiyle, öyle bir özenle yap ki, dünyanın en küçük şeyi bir sanat eseri olsun. sana büyük bir zevk versin. bu, rekabetsiz, kıyaslamasız bir dünya yaratacak; bütün insanlara saygınlık getirecek, gururunu tazeleyecek.

bütünlük içinde yapılan her eylem senin ibadetindir.