22.6.18

genç kızlar

mehmet rauf

ah, biçare genç kızlar.. ne zor, ne yorucu bir hayat devri içinde çırpınıyorsunuz. bir kere muhafazasına son derece dikkat ve itinayla mecbur olduğunuz önemli hazinelere sahipsiniz. kalbinizin telkinlerine rağmen, aynı yaşta olduğunuz erkeklerin hayatlşarına serbestçe devam ettikleri bu yaşta siz kendinizi tutmaya, hislerinizi saklamaya mecbursunuz. halbuki ruhunuz erkeklerden ziyade şiirle, aşkla, hülyayla, nihayet sonsuz saadet emelleriyle doludur. her rüzgâr darbesiyle sarsılan bir yaprakçık gibi titreşirsiniz.

varlığınız özlemle, sevmek ve sevilmek ihtiyacıyla tıka basa doludur, taşıyor, kendinizi nasıl olursa olsun feda etmek için inliyorsunuz. her önünüze çıkan genci seveceğim zannetmek deliliğiyle hastasınız. bunun için teklif olunan evliliği hemen kabul edersiniz, kocanız olan bu zat o kadar lakayt bir gaflet, o kadar kör bir hafiflikle seçilmiş, sizin emelleriniz, arzularınız bu seçimde o kadar ihmal edilmiştir ki ilk temasta kahır ve pişmanlık, hezimet ve felaket muhakkaktır.

her genç kadın mutlak birçok emelinden, birçok hayalinden ayrı düşmenin matemi ve hüznü içindedir. ah, o mahzun gözlerde ne derin yaralar, ne tedavi kabul etmez matemler vardır!

genç kızlık.. hayatın baharı demektir. bir bahar ki en renkli, en şuh, en güzel çiçeklerle bezenmiş, en baş döndürücü, en nazlı, en gönül açan rayihalarla kokar. bir bahar ki orada tabiatın yalnız okşayan nefesi, yalnız aşkın renkleri dolaşır. bir bahar, bir bahar ki onda en saf ve altın ümitler, en temiz ve gümüş emeller kanat çırpar. bütün şiir, bütün güzellik, yalnız şiir ve güzellik.. yalnız neşe ve gülümseme, yalnız renk ve nur.,

fakat sonra, o zamana kadar bir bulut görmemiş olan bu bahar seması azgın ve zalim bir hücumla karanlıklar içinde kalır. ondan sonra hiç eksilmeyen bir yağmur, merhametsiz, insafsız, o senelerce kıymet verilerek büyütülmüş, özen gösterilmiş, o nazlı, ipek kelebeklere karşı inatçı, kahreden bir düşüşle devam eder. bir ateş yağmuru ki ölünceye kadar kesintisiz devam eder.

bir genç kız, hayatını paylaşacağı ve teslim edeceği erkeği tanımalı, bilmeli, sevmeli. hiç olmazsa evlilikte yalnız servet gibi, namus gibi şeyler değil, hayatın esasını oluşturan ahlak ve eğilimler dikkate alınmalı.