13.10.17

yüzüncü ad

amin maalouf

din kindar olduğunda, hamdolsun kuşku duyanlara!

ancak yeniden yazmaya başlama gayretini gösterdiğimde yeniden yaşamaya da başladım. sözcükler yeniden sözcük oldu, güller yeniden gül.

aşk her zaman davetsiz bir konuktur. rastlantı ete kemiğe bürünür; tutku bükemediği bileği öper.

başkaları konuştukları gibi yazarlar, ben sustuğum gibi yazıyorum.

yalnızca bir iki kitap okudum; cahilliğime bir sınır koymak için.

biz, sen ve ben, yakınlarımızın aptallığının kurbanıyız.

bir imam kalksın istiyor kimileri
ve söz alsın suskun kalabalığın önünde
boş hayal! imam yoktur akıldan başka
yalnız o, gece gündüz yol gösterir bize

bütün sırlar, sonunda açığa çıkar.

keşke her gün dünya bizden habersiz olabilse, bugün habersiz olduğu gibi! keşke her gün, böyle yarı gölgede, bütün kehanetlere boşverip yaşayabilsek, sevişebilsek! dinsizlerin şarabıyla ve hükümlü aşklarla sarhoş olabilsek!

eğer insanların her zaman akıllarıyla hareket ettiklerini varsayarsak, dünyanın gidişatından hiçbir şey anlayamayız. akılsızlık tarihin en güçlü ilkesidir.

ne tuhaf bir zaman bu bizimkisi; iyilik, kötülüğün yaldızları altında saklanmak zorunda kalıyor.

felaketlerin üstünden aşabilmek için kimi zaman, yeri doldurulmaz bir köprü kurmaktır kendi kendine yalan söylemek.

ölümlülerin onuru, kararsızlıklarındadır belki de.

nezaket, biraz yavaşlıkla çok daha iyi gider.

çiçekli bir çayırdı sevgili; ellerim, dudaklarımsa, bir kovanın arıları gibiydi.

düşler, evlerden ve edep gereklerinden bağımsızdır, her türlü yeminden, her türlü gönül borcundan bağımsızdır.