14.9.16

çekilme suları

şükrü erbaş

insan, hangi insansız cehennemle cezalı olursa olsun, soluk aldığı sürece var olmak için kendisini yıkıp yıkıp yeniden kuracaktır. yaşama mucizesi dediğimiz şey, onun, çift ağızlı bıçak gibi iyiliğe de kötülüğe de işleyen yetisindedir.

bellek, bir anlamda insanın hayat bilgisidir. bilgisinden de öte hayat bilincidir.

bu ülkede kuracağınız herhangi bir muhalif cümle, masum ve haklı bir eleştiri cümlesi, bu yasalar böyle durduğu ve devletin yapısı böyle sürdüğü sürece, sizi bir günde "terörist", "vatan haini", "bölücü" yapabilir.

budala ciddiyeti, değersiz büyüklüğü, saygısız gücü, derme çatma inceliği, kendi boşluğu ile yüzleştirerek gülünç düşüren karikatür, insanı içine düştüğü değersizlik duygusu ve yabancılaşmadan kurtaracak en özel olanaklardan birisidir.

öğrenmek pahalıya mal olur.

aşkla susmak arasında kurulan ilişki, edilgin, yalnızca iki insandan oluşan ve kendi üstüne kapanan, dolayısıyla dünyayı silen bir ilişki değil, tam tersine, olumsuzluklarına olan onca itirazına rağmen, toplumla ve doğayla örülmüş, her ikisini de dayanak noktası yapmış, yapıcı ve yaratıcı bir ilişkidir.

yazının, şiirin yalnızlığından başka bir kalabalığa inanmıyorum.

dönüp geriye bakıyorum da, kişi ya da kurum, küçümsediğimiz ne varsa hepsi bizi, haydi yendi demeyelim; ama yönetti, yönetiyor. hayata beraber başladığımız, bizden önce başlayan, bizden sonra bu uzun yolculuğa katılan arkadaşlarımı düşünüyorum; sonra dönüp bu ülkeyi yönetenlerin çapına, düzeyine, donanımına bakıyorum. içim acıyor.