12.4.15

kalpazanlar

andre gide

hiçbir başyapıt bir işbirliği ürünü değildir.

kadında hayranlık verici bir bağlanma eğilimi vardır. sevdiği adam, çoğu zaman aşkını asacağı bir askıdan başka bir şey değildir.

en acınacak kurbanlar, dalkavukluğun kurbanlarıdır.

gizemcilik olmayınca yeryüzünde büyük olan, güzel olan hiçbir şey yapılamaz.

herkesin hile yaptığı bir dünyada, gerçek insan bir şarlatan gibi görünür.

önyargılar uygarlığın temel direkleridir.

namuslu kentsoylular kendilerinden başka türlü de namuslu olunabileceğini anlamazlar.

kendini beğenmişlik, ikiyüzlülük, hırslılık, değişkenlik ve bencillik, bir yazarda bulunması gereken niteliklerdir.

bizi dünyaya getirenlere beslediğimiz duyguları fazla aydınlatmaya çalışmamak daha doğru olur.

duygu alanında gerçek düşten ayrılmaz.

istenen sevgiden çok daha fazlasını verdiğimiz sahneler her zaman üzücüdür.

güçlü bir kafanın kaçamadığı düşünsel zindan yoktur.

yeryüzünde kötü olan ne varsa hepsinin şeytandan geldiğine inanmaya çalışıyoruz; başka türlü yapsak, tanrı'yı bağışlamaya güç bulamazdık.

sözcükler ancak basıldıkları zaman solarlar.

hiçbir şey herkes için iyi veya doğru değildir; herkese uygulanabilecek hiçbir yöntem, hiçbir kuram yoktur.

hasta bir imgelemin her buluşu aydınlatıcıdır.

her şeyin gevşekliğinden kuşku duyabilirim; ama kuşkumun gerçekliğinden kuşku duyamam.

her güzel nedenin altında, çoğu zaman, kendisinden aşırıldığı sanılan şeyden kazanç sağlamayı bilen becerikli bir şeytan gizlenir.

gerçek budala, kendi düşüncesinden öte bir düşüncenin bilincinde değildir.

başkalarının dumanından zehirlenmemek için kendisi de tüttürmeli insan.

deniz ki
büyük aynası
umutsuzluğumun

maddesel bir karşılığı olmayan hiçbir gizemsel devinim yoktur.

aynı kalamamak, azalmak korkusuyla, gelişmek zorunda bulunmak aşka vergidir, aşkı dostluktan ayıran şey de budur.

bir kadın ne kadar boyun eğmiş gibi davranırsa o kadar mantıklı görünür.

kimileri, heyecanlar karşısında kendilerini tutabilmelerini çoğu zaman yaratılışlarının güçlülüğünden çok, yoksulluğuna borçlu olduklarını bilmezler.

kendi eğimine uymak iyi şeydir; yeter ki yukarı doğru olsun.

yaşamda önemli olan, akıntıya kapılmamaktır. bir şey bir başkasını getirir, sonra insan nereye gittiğini bilmez artık.

en güzel yollar uçurumlarda biter.