6.7.16

din

marquis de sade

dinden sakınmalısın, hiçbir şey seni dinden daha kötü bir şekilde tuzağa düşüremez.

ceza, ödül, kural, emir, yasak, kural dışı gibi kelimeler mecazi terimlerdir ve bunlar aslında insanlar tarafından üretilmiştir.

insan ruhunun ölümden sonra mutlu olup olmayacağı üzerinde düşünmek, insanın gözleri olmadığı halde görebileceğine, kulakları olmadığı halde duyabileceğine, burnu olmadığı halde koku alabileceğine, parmaklan olmadığı halde dokunabileceğine inanmak gibidir. oysa o toprağa girdikten sonra artık bir gübre ya da çöp konumundadır.

yorulmak bilmeden gözlerimizi ölümden sonra yaşam dogması ile boyamaya devam ediyorlar. bu ise sadece toplum ahlakını korumak için sürdürülen, insanların doğru yoldan sapmalarını engellemek için uydurulan büyük bir yalandır. bu dogmanın gerçekten insanı iyi huylu ve ahlaklı yaptığı konusunda şüphelerim var. bence bu sadece insanları delirtmeye, acımasızlaştırmaya, ikiyüzlü yapmaya, sinirli yapmaya yarıyor.

dinin ağır dogmaları, yükü altında ezilmeyen, onu kabul etmeyen insanların daha iyi davrandığı açıktır. fakat yetkililer, kural koyucular eğer insanları bu masallarla uyutmaktan vazgeçse, toplumun yeniden düşünmesini engellemeyi durdursa, insanların nedenleri ve sonuçları sorgulamasına izin verse, bunu yasalara yansıtsa o zaman durum çok daha farklı olacaktır.

tanrı ile insan arasında arabuluculuk yapan din adamları, halkın aklını çelerek onları kandırıyorlar. tüm bunlar hırslı insanların tanrı dedikleri masalla diğerlerini kandırmaları ve bu yolla istediklerini elde etme çabalarıdır. bu sistem tamamen insanları mutsuz etmek ve yaşayış biçimlerini kontrol altına almak için vardır.

işte bunun nedeni, ülkenin ve yöneticilerin işine gelen insanları kontrol altında tutup özgürlüklerini ellerinden almak için kullanılan en basit yöntem oluşudur. sınırlayıcı bu kurallara, bu engellemelere, felsefenin ışığında bakıldığında aslında hiçbirinin gizli olmadığı, hatalarının ne kadar ortada olduğu, oyundan ibaret olduğu ve doğanın esas ilkelerini gizlemek amacıyla geliştirildiği açıkça ortaya çıkıyor.

oysa doğa bizi engelleyecek, sınırlarımızı kısıtlayacak, manevi huzursuzluğa neden olacak bir şey yapmamıştır. doğada hiçbir şey ahlaka aykırı değildir. o bizim üzerimize ahlak yükünü yıkmaz ya da bizi ahlak ve davranış ile engellemez.

dünyanın kendini mahkum ettiği dini ideolojiler, insanlık için tam anlamıyla bir musibettir. bu kutsal zırvalar tüm hayal gücünü, insanın tüm ateşini söndürmektedirler. yalanın peşinden giden insanlık kendini sonsuz mutsuzluğa teslim etmektedir.