20.11.15

kuş diline öykünen

ayşegül devecioğlu

büyük acıların giysisi gösterişsizdir, hatta bayağıdır; keder öyle iyi gizler ki kendini, tanımak mümkün olmaz.

her kavşak noktasında insan kendisiyle karşılaşır.

bazen insanlar kendi yaşadıkları acıların büyüsüne öyle kapılırlar ki başkalarının yaşadıkları onlara önemsiz gelir.

insanlar, bütün ümitleri tükendiğinde, hiçbir şeyi değiştiremeyeceklerine dair o eski inancın eteğine sığınırlar: adına kader denilen şeyin hükümranlığına. akılla delilik arasındaki gizemli sınırda, büyük çaresizliklerin bu küçük ülkesinde, zihinlerinde ufuk çizgisi gibi uzun ve sakin uzanan, varlığından adları gibi emin oldukları ama kimselere anlatamayacakları o sınır çizgisinde beklerler.

insan kadere borçlandığını fazlasıyla öder.

derler ki, mekan ne kadar daralırsa zaman o denli amansız olur. derler, ölümü beklemek ölümden zordur. derler ki, insan yaşadığı yere benzer. ama daha kötüsü, yaşadığı yeri kendine benzetmektir.

gecenin ardından gün doğar, mutlaka sabah olur. sabah, en yorgun, en köhne zamanlar bile dirilir. her sabah görülmeye değerdir.

insan, yalnızca yaşadıklarının farkında olabildiğinde dışına çıkabilir zamanın.