13.12.14

yakınlık

osho

sıradan ol, olağandışı olursun. olağandışı olmaya çalış, sıradan olursun.

vücudundaki seksi bastıranlar, seksi zihinsel olarak yaşar. rüyasında karısını gören bir adam ya da kocasını gören bir kadın bulmak zordur. komşunun karısını ya da kocasını görmeleri çok daha sık rastlanan bir durumdur. elde edilemeyen şey, elde etmek için büyük bir özlem doğurur.

kendini bilmek, sadece derin yalnızlıkta mümkündür. normal koşullarda, kendi hakkımızda bildiğimiz her şey, başkalarının görüşüdür.

yakınlık kalbin kapılarının sana açık olmasıdır. ama bunu ancak, bastırılmış cinselliğin çürütmediği bir kalple yapabilirsin. içinde sapkınlıklar kaynamayan, doğal bir kalple. ağaçlar kadar doğal, çocuklar kadar masum. o zaman yakınlık korkusu olmaz.

en büyük ruhsal uyumsuzluk evlilikle yaratılır.

sevgililerin arasında yakınlık olması bile az rastlanan bir durumdur. biriyle sadece cinsel ilişkide olmak yakınlık değildir. cinsel orgazm yakınlığın tümü değildir, sadece yüzeyidir. yakınlıkta bu olabilir de olmayabilir de. yakınlık tamamen başka bir boyuttur. diğerinin senin içine girmesine izin vermektir; seni senin gördüğün gibi görmesine izin vermek, diğerinin seni senin içinden görmesine izin vermek, bir insanı varlığının en derin noktasına davet etmek.

kendini geride tutmaya devam edersen hiçbir ilişki gerçekten büyüyemez. kurnaz olursan, kendini güvenceye alıp korumaya devam edersen sadece kişilikler karşılaşır, gönüller yalnız kalmaya devam eder. bu durumda sadece masken ilişki kurar, sen değil. böyle bir şey olduğunda ilişkide dört kişi bulunur, iki değil. iki sahte kişi buluşmaya devam eder, iki gerçek kişinin arasında dünyalar kadar mesafe kalır.

kişiliğin yalanları öz için, ruh için çok ağır bir yüktür.

lao tzu diyor ki: "bir insan, doğduğunda yumuşak ve güçsüzdür; öldüğünde, sert ve bükülmez. bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir, öldüklerinde sert ve kuru. bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır; yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları. bu yüzden, bir ordu sertleşince savaşı kaybeder. bir ağaç sertleşince kesilir. büyük ve güçlüler aşağıya aittir. narin ve güçsüzler yukarıya."

bütün inanç sistemleri öyle sahtedir ki sorgulandıkları anda yıkılırlar. sorgulanmadıklarında milyonlarca insanı hizada tutan dinler yaratırlar.

insanlar ancak sefil olduklarında din adamlarının eline düşer. mutlu bir insanlığın din adamlarıyla hiç işi olmaz.

hayat her an kopabilecek bir pamuk ipliğidir. bunu kabul ettiğin anda bütün sahte egoları bırakırsın. güzel ve değerli olan her şey çok anlıktır. ama sen her şeyin kalıcı olmasını istiyorsun.

dünya üstünde milyonlarca insan yaşadı; adlarını bile bilmiyoruz. basit gerçeği kabul et: birkaç günlüğüne buradasın ve gideceksin. bu birkaç gün ikiyüzlülükle, korkuyla harcanmak için değil. bu günler kutlanmak için. her zaman şimdide kal; çünkü bütün sahtelik ya geçmişten, ya da gelecekten sızar.

ben diyorum ki, gerçekliği yarat, o zaman her söylediğin de gerçek olur. gerçek mantıklı bir şey değildir. aslında her an kendine özgüdür ve hiçbir anın diğeriyle tutarlı olması gerekmez. tutarlılığı kafasına takan insan sahte olmak zorunda kalır; çünkü sadece yalanlar tutarlı olabilir. gerçek sürekli değişir. gerçeğin kendi çelişkileri vardır. gerçek insanın ideali yoktur. andan ana yaşar, anda nasıl hissediyorsa öyle yaşar.

kökleri olmadan yaşamak, sefalet içinde yaşamaktır; cehennemde yaşamaktır. tıpkı ağaçların toprağa kök salmaya ihtiyaç duyduğu gibi insan da varoluşa kök salmaya ihtiyaç duyar. yoksa zekadan yoksun bir hayat sürer.

zeka sahibi olmadan başarılı olmak görülmemiş bir şey değildir. aslında zeka sahibi olup başarılı olmak daha zordur; çünkü zeki insan yaratıcıdır. her zaman, zamanının ötesindedir. onu anlamak için zaman gerekir. zeki olmayan insan kolayca anlaşılabilir. toplumdaki yerleşik anlayışla uyumludur, toplumun elinde onu yargılayacak değerler ve kriterler bulunur. ama toplumun bir dahiyi değerlendirebilmesi için yıllar gerekir.