8.9.15

rotterdamlı erasmus

stefan zweig

kendini hiçbir dogmaya adamayan ve hiçbir taraftan yana olmayan özgür ve bağımsız düşünüre, yeryüzünün hiçbir yerinde vatan yoktur.

hiçbir düşünce, tek başına gerçekliğin bütününü oluşturamaz; ama her insan, başlı başına bir gerçektir.

nesnel kişiliklerin kendilerine güvenleri azdır. kendi görüşlerinden kolaylıkla kuşkuya düşerler ve hasımlarının kanıtlarını en azından gözden geçirmeye her zaman hazırdırlar.

kim insanlığın ahlak yolunda ilerlemesine ilişkin umut besleme gücünü yeni bir ideal ile pekiştirmeyi bilirse, kuşağının önderi olur.

herkes, kaderinin hazırladığı trajediyi yaşar.

bütün tutkuların kaderi, günün birinde gevşemektir; her türlü bağnazlığın varabileceği nokta, günün birinde kendi başını yemektir. akıl ise beklemeyi ve direnmeyi bilir. kimi zaman, çevresindekiler sarhoşluk içerisinde tozuttuklarında susmak zorunda kalır. ama kendi sesini duyuracağı günün de geleceğini bilir; çünkü hep gelmiştir.

özgür ve ön yargısız bir kafanın hiç kimseye aldırmaksızın elini değdirdiği her şey, artık çoktan eskimiş tasarımların kafesinde yaşayan bir dünya için yepyeni bir görünüm kazanır. çünkü bağımsız düşünebilen kişi, aynı zamanda başkaları için de en iyi ve en destekleyici biçimde düşünmüş olur.

martin luther: iyi bir işin bilgelik ve sakınganlığın ürünü olması enderdir; ne olacaksa, ayrıntılı bilgi edinme çabasına girişilmeden olmalıdır.

bir sanatçının yaşamında en mutlu rastlantı, içerisinde yeteneklerinin tümünü uyumlu olarak bir araya getirebileceği ve işlemek istediği konuya uyan sanatsal biçimi bulabilmesidir.

sophokles: hayat, ancak anlaşılmadığı takdirde zevklidir.

akıl her zaman yalnızca düzenleyici bir güçtür; ama hiçbir zaman tek başına yaratıcı bir güç değildir; asıl üretici yan, gerçekten de hep bir deliliğin varlığını şart kılar.

cicero: adil olmayan bir barış bile, en haklı savaştan daha iyidir.

erasmus: savaşın en büyük yükü, bu savaşın hiç ilgilendirmediği kişilerin sırtına biner ve savaşta herhangi bir başarı söz konusu olsa bile, taraflardan birinin mutluluğu, öteki tarafın zararı ve yıkımı demektir.

erasmus: her savaştan bir başkası, bir savaştan bir ikincisi doğar.

yön verici güçlerin, yani kaderin ve ölümün insanlara uyarısız yaklaştıkları enderdir. bunlar her defasında yüzü örtülü, sessiz bir haberci gönderirler ve kendisine haberci gönderilen, hemen her zaman yöneltilen esrarlı seslenişi duymazdan gelir.

tarafsız kişi, taraf tutan için her zaman en iyi bayraktır.

erasmus: her zaman gerçeği olduğu gibi söylemek zorunluluğu yoktur. önemli olan, gerçeğin açıklanış biçimidir.

tarafsız olan, her zaman kavgaların en acımasızı ile karşı karşıya kalır.

bütün irade
bir istemektir sadece, istememiz gerektiği için
ve istek, durur iradenin önünde (goethe)

martin luther: prenslerin safında ölen, kutsal bir din savaşçısı olarak cennete gidecek; ötekilerin safında ölenlerin ruhları ise şeytanın olacaktır. bu gibilerini herkes boğmalı, hançerlemeli, açıkça meydan okuyarak ya da tuzağa düşürerek öldürmeli, bu arada bir asiden daha zehirli, zararlı ve şeytani bir varlık olamayacağı düşünülmelidir. eşek sopayla, halk denen güruh ise kaba güçle yola getirilir.