11.3.15

zorba

robert musil

akıllı insan, sonrasız doğrulara karşı kökü derinlere uzanan bir kuşku besler. gerçi onların gerekliliğini hiçbir zaman yadsımaz; ama bu idealleri harfiyen izlemeye kalkanlara da deli gözüyle bakar.

demir kapıların ardında insanın onuruyla ayakta kalabilmesi kolay değildir.

filozoflar, emirlerinde orduları bulunmayan, bu nedenle de dünyayı bir sistemin içine hapsederek onun üzerinde egemenlik kuran zorbalardır.

devlet, düşünülebilecek en aptalca ve en kötü yaratıktır.

düşünülebilecek her şeyin rastgele söylendiği, peygamberlerin ve şarlatanların aynı söylemleri kullandıkları, yazı işlerinin durmaksızın yeni dehalarla uğraşmak zorunda kaldıkları günümüzde, bir insanın ya da düşüncenin değerini anlayabilmek çok zordur.

insan denilen canlı hem yamyamlığa hem de salt aklın eleştirisine yatkındır; koşullar o doğrultuda ise eğer, aynı inançlarla ve niteliklerle bu ikisini de yapmayı başarabilir.

insanın elinde bir tenis raketini mi, yoksa halkların kaderini mi tuttuğu bir kişilik göstergesidir.

insan nerede en yüksek düzeydeki imkanlarını bulursa ve güçlerini en zengin biçimde sergilerse oraya aittir.

bir insan kader tarafından ne kadar yüksek bir noktaya taşınırsa, asıl önemli olanın az sayıda basit ilke, buna karşılık sağlam bir irade ve planlı çalışma olduğunu o kadar açık ve seçik anlar.

gerçek anlamda büyüklüğün hiçbir zaman bir gerekçeye ihtiyaç duymadığını bilen insanların sayısı çok azdır. güçlü olan ne varsa yalındır.

insanın sahip olmadığı bir kadın, ayın geceleri gittikçe yükselmesi ve yüreğini sürekli emmesi gibidir; bir defa sahip olduktan sonra ise insanın içinden o kadının yüzünü çizmesiyle ezmek gelir.