2.2.15

yengeç dönencesi

henry miller

nevrozu bilmeyen acı çekmenin de ne olduğunu bilemez.

insan her yerde uyuyabilir; ama her yerde çalışamaz. üzerinde çalıştığın bir başyapıt olmasa da. kötü bir roman yazmak için bile üzerine oturabileceğiniz bir iskemle ve biraz mahremiyet gerekir.

yürürken düşüncelerimi dikte ettirebileceğim bir sekreter bulundurabilecek kadar zengin olmayı isterdim doğrusu; çünkü en iyi düşünceler daktilodan uzakken gelir bana.

yalnızlıktır sözcükler.

sanat sonuna kadar gitmek demektir. davulla başlamışsan dinamitle bitirmelisin ya da tnt ile.

hiçbir şey engelleyemez bütün dünyayı zehirlemekte olan bu virüsün yayılmasını. kıyametin yeniden hayat buluşudur amerika. bütün dünyayı dipsiz bir çukura çekecek.

bazı insanlar öyle gülünç kişiliklere sahiptirler ki, ölüm bile onların saçma sapanlığını silemez. sonları korkunç olmuşsa daha da saçma sapan görünürler insana. sonu süsleyip daha saygın bir hale getirmenin yararı yok. gidişlerinde trajik bir şey keşfedebilmek yalancılık ve riyakarlık gerektirir.

siperlerdeki askerlere döndük yine; hayata devam etmek için bir neden gelmez akıllarına; çünkü şimdi kaçsalar sonra yakalanacaklar; ama yine de devam ederler; bir karafatmanın ruhuna sahip olup bunu kendilerine itiraf etmiş olsalar da, ellerine geçen silahlarla ya da bıçaklarla ya da tırnaklarıyla doğrayacak, öldürecek, durup kendilerine nedenini soruncaya kadar milyonlarca insanı katledecekler.

hata yapmak hiçbir şey yapmamaktan daha iyidir.

stavrogin dostoyevski'ydi, dostoyevski ise insanı felç eden ya da zirvelere yönlendiren bütün çelişkilerin toplamı. giremeyeceği kadar aşağılık hiçbir dünya, tırmanamayacağı kadar yüksek hiçbir yer yoktu. bütün yelpazeyi kapsadı, uçurumun dibinden uzaydaki yıldızlara kadar. yazık ki onun gibi gizemin tam göbeğinde oturan, parıltılarıyla bize karanlığın derinliğini ve yoğunluğunu aydınlatacak biri daha gelmeyecek.