11.02.2010

the curious case of benjamin button

david fincher

bizi neyin beklediğini asla bilemeyiz.

huzurevine insanlar gelir ve giderdi. birinin gittiğini her zaman anlardınız. evde bir sessizlik olurdu. büyümek için harika bir yerdi. hayatın tüm tutarsızlıklarını bir yana bırakmış insanlarla beraberdim. sadece hava durumunu, banyonun sıcaklığını ve gün batımını merak ederlerdi. her ölenin yerine bir başkası gelirdi.

bazen en az hatırladığımız insanların üzerimizde büyük etkisinin olması çok tuhaf bir şey.

piyanoyu ne kadar iyi çaldığın değil, çalarken nasıl hissettiğin önemlidir.

kimsenin başka bir şey söylemesine izin verme; ne yapman gerekiyorsa onu yap.

sevdiğimiz insanları kaybetmemiz gerekir. bizim için ne kadar değerli olduklarını başka nasıl anlayabiliriz ki?

sevdiğiniz insanların, kimsenin onlara zarar veremeyeceği yataklarında uyuduğunu bilmek, huzur verici; hatta rahatlatıcı bir şeydir.

olaylar karşısında son derece kızabilirsin. küfredebilir, kadere lanet okuyabilirsin ama yolun sonuna geldiğinde her şeyi bırakmak zorundasın.

eve dönmek çok tuhaf. aynı gözüküyor, aynı kokuyor, aynı hissettiriyor. değişenin kendiniz olduğunu fark ediyorsunuz.

hayatımızı fırsatlar belirler. hatta kaçırdığımız fırsatlar da.

tek gözüm görmüyor, ağır işitiyorum. birdenbire sallanmaya başlıyorum. ne düşündüğümü sürekli unutuyorum ama biliyor musun? tanrı, hayatta olduğum için ne kadar şanslı olduğumu hatırlatıp duruyor.

hayatımdaki en mutlu anlardan biriydi. çok fazla mobilya almadık. salonda piknikler yaptık. ne zaman istersek o zaman yemek yedik. istediğimiz zaman bütün gece uyumadık. asla rutin bir hayat yaşamayıp aynı saatte yatıp kalkmayacağımıza ant içmiştik. o yatağın üzerinde yaşadık.

bir daha asla kendime acımayacağıma söz veriyorum.

tatlım, eninde sonunda hepimizin altı bağlanır.

bazı insanlar, nehir kıyısında oturmak için doğar. bazılarına yıldırım çarpar. bazılarında müzik kulağı vardır. bazıları sanatçıdır. bazıları yüzer. bazıları düğmelerden anlar. bazıları shakespeare'i bilir. bazıları annedir. ve bazıları, dans eder.

hiçbir şey sonsuza dek sürmez. bazı şeyler asla unutulmaz. bazı şeyleri unutmak iyidir.

"doğum günün kutlu olsun. sana iyi geceler öpücüğü verebilmek isterdim. ilk gününde seni okula götürebilmek isterdim. orada olup sana piyano çalmayı öğretebilmek isterdim. bir oğlanla flört etmemeni söyleyebilmek isterdim. kalbin kırıldığında sana sarılabilmek isterdim. baban olabilmek isterdim. yaptığım hiçbir şey bunun yerini tutamaz."

hiçbir şey için asla çok geç değildir ya da benim durumumda, istediğin kişi olmak için çok erken değil. zaman sınırı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. değişebilir ya da aynı kalabilirsin. bunun bir kuralı yoktur. en iyisini ya da en kötüsünü yapabiliriz. umarım, sen en iyisini yaparsın. umarım, seni şaşırtacak şeyler yaşarsın. umarım, daha önce hiç hissetmediğin şeyler hissedersin. umarım, değişik bakış açıları olan insanlarla tanışırsın. umarım, gurur duyacağın bir hayatın olur. öyle olmadığını anlarsan umarım, en baştan başlayacak gücü kendinde bulursun.