21.03.2008

kaçtığım iyi aile evleridir

perihan mağden


kahve fincanlarındaki okyanuslarda yitik gemiyim
sancak direğimde ölü bir kedinin sırıtkan gözleri
ahçıbaşı, tayfa, kaptan; korkarım tek yolcu benim
seyir defterimde uğramam gereken limanlar
- hoşça kal artık gitmeliyim
beynimde çamaşır iplerinin mandallanmış ağırlığı
kaçtığım iyi aile evleridir
beyaz masa örtüsünde gülümsüyor lekeler
bilmem kaçıncı çorbanın boğan sıcaklığı
- elinize sağlık çok lezzetli
kezzap yeşili tanımadık gözler
trenle kaçıyorum hiç gitmediğim hong kong'tan
yürüyen camda gördüğüm, bir gece ansızın duyduğum
allı morlu bir hasret türküsü gibi uzuyor eller
- acısından koyma mideme dokunuyor
öldürülen bir milyonzekizinci kızılderili gibi ağlama kapımda
paspasın altında anahtarı ellerimin
sana yazmıyorum sana yazdığım mektubu
satırlar acıyı dokuyor kağıdın beyazında
- gözlüğümü versene iyi göremiyorum
telefon sarısını yürütmüşler cebimden
yarım kaldı mutluluk tablosu
biliyorum sabah sabah boyamak zor denizi
üç dörtlük sırıtıyor, dişlerinde gözleri
- çok sıcak burası gölgeye geçelim
karasularımda ak bir balina
ipe dizmeliyim tüm mavileri
darağacına çekip boğuyorum güneşi
kanayan ellerim üşüyen benim
- kar yağsın avuçlarım ağlıyor

Hiç yorum yok: