20.10.16

bir şairin günlüğü

yorgo seferis

yazdığım her cümlenin son cümlem olduğu duygusunu taşıdım her zaman.

"yönettiklerine karşı silaha sarılmak, görevlerini yapmayan ve tahttan indirilmeyi hak eden kötü hükümdarın özelliğidir."

"gün için yeterli olan, ondan gelen kötülüktür."

bir zamanlar haymatlos yurtsuz adamdı; şimdi tarafsız adam.

en basit şeyleri bile görmek için ne kadar çok sabır gerektiği akla hayale sığmaz. gece, geç vakit. bir dizeyi bitirmek, bir kayayı kaldırmaktan zor.

sıcakta günler birbirine benziyor; kayıtsız. zihin çalışmıyor; insan tümüyle ölümcül bir hale giriyor. yalnızca alışkanlıklarıyla davranıyor.

aşk, sakin meskeni insanın.

uyanışlarım her zaman bir suçlunun uyanışları oldu.

anı.. nereye dokunsan acıtıyor.

eğer varsa çözüm, asla ne geçmişte ne de durmakta; var git yoluna.

aslında bir tek teması var şairin; o da kendi canlı gövdesi.

gecenin yorgun düşünceleri, sabahları daha gelişmiş bir fikre dönüşüyor.

"karanlık; benim ışığım olacaksın."

tatil, dertsiz olmak değil. her şeyin insanı incitip hastalıklı, darmadağınık bir hal yarattığı duygusu. insan kan kaybettiğini hissediyor, ilk güçlü dalganın insafına sığındığını.

varız; çünkü her fırsatta birileri cezamızın ertelenmesi için bizi bağışlamaya karar veriyor.

"bir ülkede artık mantıklı bir biçimde düşünemiyorsan o ülkeden ayrılmalısın."

hastane toptan üretimi; onarım altındaki insan gövdelerinin çaresizliği. aşk ayininin arındırmasını, verdiği kıvancı anlamak için onu birebir görmek gerekir.

günü gününe hayatımızı yaşarız; onu yazmayız. yazma eylemi, insan ne yazarsa yazsın, yaşamının yalnızca bir parçasıdır.

dünyanın tüm şairlerine yalnızca bir tek aynı sözcük kullanma izni verilseydi iyi şairler yine de ötekilerden ayrı bir yol bulurlar, bu tek sözcükle değişik, kişisel şiirler yazarlardı. 

haz verdikleri için iyi olan yapıtlar ya da haz versin vermesin iyi olan yapıtlar; bu ayrıma dikkat.

anadolu'nun yıkıntılarındaki keder tanımlanamaz. her şey bu kederi daha da kasvetli yapmak için bir noktada birleşiyor. konuşmak için ölüler canlı kana gereksinirler; burada eksik olan işte bu.

dünya orada burada, her yerde var, ilerlerken ve insan bir yere varamazken.

toplumsal yaşamımız, herkesin birbirini kurnazlık, iftira, korkaklık, utanmazlıkla suçlayarak boğazladığı bir cengel. bu insanları görünce bir dumanı çiğniyor duygusuna kapılıyorum.

erdemi fırlatıp attık hayatımızdan; bizde eksik olan bu.