2.9.15

karşılıksız aşk

gregory dart

insanın, gururunu inciten kimseleri affetmesi kolay değildir.

çoğu kez aşkın peşine düştüğümüzde ruh halimiz, satın alınacak bir meta aradığımız zamanki ruh halinin tıpatıp aynısıdır; yani bir tüketici gibi davranırız.

aşık olmadığımız için bir neden göstermek zorunda değiliz; ama nedense bunu hep yaparız. bu, başkalarının bize zorla kabul ettirdiği, bizim de kendimizden beklediğimiz, bizi reddetmek zorunda kaldıkları zaman bizden uzaklaşan sevgililerimizden de beklediğimiz bir şeydir. bu gibi konuların açıklaması olmaz; çünkü aşk da dini inanç gibi ne rasyoneldir ne de isteğe tabi. yapabileceğimiz tek şey ya bize sunulan mazeretleri kabul etmek ya da etmemektir.

herkes bir cinsiyet sahibi olmak lanetinden nasibini almıştır. bu, insanların ilk günahıdır. toplumsal cinsiyet kimliklerini kullanma konusunda bazı insanlar çok yaratıcı olabilir; ancak yine de oynamamıza izin verilen rollerin sayısı acınacak kadar yetersizdir.

aşk esasen düşsel bir deneyimdir; arzuların tatmin edilmesinden ziyade genişletilmesini, yayılmasını hedef alan bir deneyim.

ortada alınmaya müsait bir şey varsa o orada elde edilmek için bulunmaktadır.

günümüzün birey kavramı yani bireyin biricikliği, istatistik çağının bir yan ürünüdür; varlığımızın sınıflandırılarak yok edilmesine karşı son umutsuz savunma çabalarımız.

stendhal'in bir arkadaşı bir zamanlar ona şöyle demiş: "bir kadına aşık olduğun zaman kendine şunu sormalısın: bu kadınla ne yapmak istiyorsun?" bu sorunun yanıtı, asla sandığınız kadar aşikar olmayabilir.

çok kolay kazanılan ödülün değeri az bilinir.