14.4.15

bilim etiği

david b. resnik

bilimin tarihini, kültürel ve toplumsal incelemelerini yapan pek çok yazar, bilimin objektif bilgiye ulaşma çabası olmadığını savunmaktadır. bu yazarlara göre, bilgi belirli bir dünya görüşüne, belirli varsayımlara, belirli toplumsal ve politik çıkarlara göre değişir.

etiğe aykırı tavırlar veya suistimaller, bir toplum standartlar hakkında açık bir uzlaşma içinde olduğunda fakat toplumun üyeleri bu standartlara göre yaşamayı başaramadığında ortaya çıkar. etik bir sorun, toplumun standartlar konusunda açık bir uzlaşma içinde olmadığı durumdur.

bilim insanları, başkalarının fikirlerini kopyalama veya araştırmalarda sahtekarlık yapmanın bilim etiğine aykırı tavırlar olduğunu zaten bilirler; bunu öğrenmek için felsefi veya etik tartışmalara girmeye gerek duymazlar. böylece, bilim, insan varoluşunun diğer alanlarını kuşatan belirsizliklerden ve etik sorunlardan korunaklı bir tarafsızlık mabedi olur.

bilim, etik konulara ve karşıt fikirlere açıktır; çünkü bilim, daha geniş sosyopolitik uzantıları olan uzlaştırmacı bir faaliyettir.

bilim insanlarının eleştirel ve dikkatli oldukları düşünülse de, onlar, tıpkı diğer insanlar gibi, genellikle görmek istediklerini görürler. kendini kandıran bir bilim adamı, bir deneyin hipotezini kanıtladığına içtenlikle inanabilir.

insanlar üzerindeki bütün deneylerin içinde, kişileri koruma ve toplum için iyi sonuçlar elde etme arasındaki çelişkiyi barındıran bir gerilim vardır.

ironi, gerçeği ortaya koymak için genellikle en iyi yoldur.

ideal hoca-öğrenci ilişkisi her iki taraf da birlikte çalışmaktan yarar gördüğü zaman bir ortaklık ilişkisidir. bu ilişki genellikle her iki tarafa ve bilime yarar sağlasa da, hoca-öğrenci ilişkisinde etik sorunlar ortaya çıkabilir. akla gelen ilk sorun, hocaların öğrencileri sömürmesidir. bu sömürü birkaç şekilde olabilir. bazen bilim insanları katkıları için öğrencilere onur payı vermezler. bazen de hocalar, araştırmalarındaki hatalar ortaya çıktığında suçu öğrencilerine atarlar. bir yüksek lisans öğrencisi, hatalı veya hileli bir araştırmanın sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalabilir. bazen hocalar, öğrencilerinden kişisel veya cinsel yarar sağlamaya da çalışabilirler. kimi zaman da öğrencilerinden kendi araştırmalarına çok zaman harcamalarını isteyerek, öğrencilerin bizzat kendi araştırmalarıyla ilgilenmelerine engel olabilirler. nitekim, pek çok yüksek lisans öğrencisi çalışma koşulları ve beklentileriyle ilgili suistimalleri bildirmektedir.

bilimdeki hilekarlık biçimlerinin çoğu bilginin analizinde ve üretiminde ortaya çıkar. yanlış enformasyon, bilim insanlarının uydurma bilgi sunmalarıyla, enformasyonu veya sonuçları değiştirmeleri sonucu görülür. tahrifat, bilim insanlarının enformasyonu veya sonuçları doğru ve nesnel olarak bildirmemesiyle ortaya çıkar. tahrifatın en çok bilinen çeşitleri, enformasyonu kırpma, sonuçları uydurma ve bulandırmadır. kırpma, bilim insanlarının hipotezlerini desteklemeyen sonuçları gizlemeleridir. bulandırma ise, sonuçları olduklarından daha iyi göstermeye çalıştıklarında ortaya çıkar. bilim insanları, olumlu sonuç elde edemeyeceklerini bile bile deneyler ve testler yaptıklarında ya da negatif sonuçlara varacak testleri yapmaktan kaçındıklarında sonuçları "uydururlar."

gözlemci etkisi, bir şeyi gözlemleme arzusunun kişinin orada olmayan bir şeyi "gözlemesine" izin vermesiyle ortaya çıkar.

taraflı araştırmanın çarpıcı bir örneği, 1800'lü yıllardaki kafatası ölçme geleneğidir: kranyologlar, insan kafatası ölçüsünün ve şeklinin kişilik özelliklerini ve zekayı belirlediğine inandılar: maymun kafasına benzeyen kafaları olan ya da küçük kafataslı insanların zekalarının yüksek olmadığına inanıyorlardı. bu yanlış tahmin, bütün bir kranyoloji geleneğini geçersiz kılmıştır.

bir enformasyonu gizli tutmanın en iyi yolu, onu yok etmektir.

bilim-medya etkileşimi dikkate alınırsa, insanlara bilgi sunmanın birkaç türünden söz edilebilir:

1. güçlü ataerkillik: bilgiyi halka yarar sağlamak ve zararları önlemek için kullanmak.

2. zayıf ataerkillik: bilgiyi sadece zararları önlemek için kullanmak.

3. özgürlük: rasyonel bireylerin kendi kararlarını vermeleri için bilgiyi bozmadan sunmak.

"psikolojik patoloji" teorisine göre, etiğe aykırı davranışlar gösteren bilim insanlarının mutlaka ruhsal sorunları vardır; çünkü bilim insanının sahtekarlık, fikir hırsızlığı gibi etik suistimallerden zarar görmeden kurtulacağını düşünmesi için ancak çılgın olması gerekir. bilimde suçlar gizli kalmaz; çünkü bilim metodolojisi, bilim danışmanlığı sistemi ve bilimsel araştırmaların toplumsal doğası, bilim etiğinin kurallarını çiğneyen bilim insanlarını yakalamaya yarayan birer mekanizma görevi görürler.

aldatma, dürüstlüğe oranla daha karlıysa, o zaman neden dürüst olalım ki?