8.6.12

rüyalar ve uyanışlar defteri

latife tekin

insanın öteki canlılardan üstün olduğu düşüncesinden sıyrılanlar dili yenileyebilir ancak.

gün ortasında, bir an yüzümüzde soluklanıp bilinçdışına savrulan düşünceler rüyalara aittir; aynı günün gecesinde göreceğimiz rüyaların haberini getirirler bize. aklımıza düşer düşmez unutayazdıklarımız."

sahicilik, yanmış ormanlardan arta kalan kül yamaçların kederiyle soluklanmaktır diyelim; yapayalnız ve bir başına soluklanıp iç geçirmek; ama kilometreler boyunca arabalardan fırlatılmış pet şişelerin, meşrubat kutularının pisliğine bulaşır kederin, naylon torbaların yarattığı iç bulantısında boğulur; o ince soluğun ağaçların ruhuna ulaşabilse, kederin sahici olacaktır, olamaz. hiçbir duygunun doğruca yerine ulaşabildiği bir ülke değil artık burası.

bir duvar dibi bile büyülüdür çocukken.

insanın büyürken masumiyetini kaybetme hikayesi bence onun büyük hikayelerinden biridir; hala yazıyorsam, o ışık gözlerimden çekilmeden önce her şeyin nasıl da başka türlü göründüğünü unutamadığım içindir, çekilip gittikten sonra her şeyle arama giren uzaklığa katlanamadığım içindir; şimdi ancak, çocukluğumda yaşadığım o sonsuz çarpıntılı mutluluğun anısını diri tutmaya çabalayabilirim, o ışık geri gelmeyecek biliyorum bunu; yitirdim, söndü.

"erkek yaşlanır rezil olur; kadın yaşlanır yiğit olurmuş."

gövdeleri boydan boya yosun tutmuş meşelerin yeşilimsi aydınlığında süt mavisi görünen, aslında eflatun, acı çiğdemlerin parıldadığı kahverengi, sarı yapraklarla kaplı yamaçların kıyısında susup soluklanır sevgililer; kalplerinde saklı kalır, ruha dolan o uçuş; söylemezler sırrını kelebeklerin, rüzgarın bir halidir aşk, denize kök salmış kaya ağaçların, bulut yeşili çamların uğultusu. domuz dikenlerinin geçilmez bir ağ oluşturarak sarıp sarmaladığı kayın ağaçlarının, kar beyaz mantarların yer aldığı yarı karanlık derinliklere uzanırlar sessizce.

"bir insana yapılacak en büyük iyilik, onu bir başına vahşi doğanın ortasına bırakmaktır."