29.5.11

özeleştiri

vedat türkali

peki, halk niye bizimle değil? niye olsun? işsizlik, sağlık, eğitim, hiçbir sorunu doğru dürüst çözememişsin. bir "toprak reformu" yapmamışsın. köylü topraksız. fesi atıp şapka giyeceksin diyorsun, kadınlar umacı gibi kapanmayacak. hacı hoca tayfasının peşine takılmayacaksın. sanki keyfinden takılıyor. halifelik, şeyhülislamlık, fetva, fıkıh, mecelle, tekke, zaviye, medrese, mahalle mektebi, kabe yolunda hacılık hocalık, çürümeye yüz tutmuş ne varsa yıktın, attın tümünü. bunlar yasak; bu ülke laik olacak. kötü mü ettik? iyi ettin de, kime dayandırdın bunu? çerden çöpten, bürokrat aydın sürüsüne. milleti tırtıklamakta usta kesilmiş, gün günden büyüttüğün yarı aç bürokratlara. tümünün tepesinde de jandarma, polis. kışlayla karakol. camiyi de denetime aldın. umarsızlıkla sinmiş yarı aç halkın örgütlenmesinden ödün kopuyor. ileri düşünceye en ağır yasakları koymuşsun. aman o yönde açılmasın gözü. sosyalist dünya tepemizde; ne olur ne olmaz. en iyisini tek sen düşünüyorsun, ülke için. yoksulluk yazgıya dönmüş. işsiz, aç, yarı aç halk ağızsız dilsiz. kemalist "laik" afur tafurların altında, sinsice yayılıp bütün ülkeyi parsellemiş gizli tarikatlar, cemaatler. öteki dünya tellallarını, aymazlığınla dolaylı biçimde göreve buyur etmişsin. zincire vurdum sandığın asıl ejderhalar sinsice yiyip bitirmişler seni. ülke gün günden soyguna bağımlı kılınmış. yolsuzlukla yoksulluk dizboyu. yaşam acılarıyla dünyadan umudunu kesmiş bir sürü zavallıyı uyutmuşlar, uyuşturmuşlar. iyi kötü kazanılmış güzel şeylere karşı da, kışkırtıp örgütlemişler gizliden. bakın, bu çağdışı karanlık; esnafın, küçük vurguncu tüccarların, tefecilerin toplandığı yerel bölgelerde, küçük kasabalarda, kapalı kentlerde yoğunlaşmıştır. köydeki çarıklıyı da onlar soyar, aklı da onlar verir. çarık köydedir, sarık onlardadır. büyük finans soygununun ülkeye yayılmış karakolları. sen halkının desteğini yitirmiş, ortada kalmışsın. "laiklik elden gitti, şeriat geliyor" yaygarası şimdi. sen bu trene binmişsin, başka nereye gidecektin? o yaygara da ülkeyi soyanlara yarıyor. demokrasi oyunu başlamış. laiktin, şeriatçıydın toz dumanında yüzü gülenler kırk yılın vampirleri. dışsatımı, dışalımı, bankası, bankeri, tefecisi, rant lobileri, sigortacısı, büyük toprak ağaları, kentlerde mafyalı arsa, toprak varsılları.. bileğinin hakkı girişimcilikle kazanmış sanayici kapitalist var mı? yok. bugün sanayiciliğe kalkışanlar da kan kusturuyorlar. göbekten dışarıya bağımlı en asalak sınıfların tekeli. tam oligarşi. hepsi de atatürkçü. bunu mu istedi atatürk? toprağa eliyle attığı iş bankası tohumunun ürünü bunlar. halkın ensesine tahterevalli kurmuşlar, inen de onlar, binen de. daha baştan kim besleyip büyüttü bu dinli dinsiz "ulusal" kargaları? kemalist devlet. halkın sırtından kurulmuş devletçi sanayinin ensesinde bit gibi türeyip üremişler; girişimci atılımların doğasında değil serada kanlanmışlar. rastlantı değil bu. avrupa'da, emperyalist aşamaya geçilirken, on dokuzuncu yüzyıl sonlarında, mali sermaye dışsatıma geçtiği dönemde ilk yatırım yeri osmanlı türkiyesi. yani bizdeki kapitalist oluşumun tohumu piç, mayası bozuk. aydın da tek başına kalmış, ne yapacak? yalancı tanıklar kahvesinde açmış avcunu, bir şeyler koyacakları bekliyor. bak "özgür" basına! aslında canciğer olanların her biri, bir gazete patronuna kapılanmış yalancı tanık! ilkesine bağlı yazar yok mu? var, olmaz olur mu? söz süreleri sınırlıdır onların. "uyumsuzluğa" kalkıştı mı kapının önünde bulur kendini. "ne olacak benim halim?" diye düşünmeye başlar. uyanıklar gazeteyi değiştirdi mi ağzını da değiştirir. kimi incelikle yapar bunu, kimi aptalca. diyelim dürüst, bilinçli aydın birileri dayatıp dadandı. kime dayanacak bu adamlar? emekçilere mi? dayan bakalım, nasıl dayanacaksın. baştan kopmuşsun. öyle yabancılaşmışsın ki, herif açlıktan ölüyor, gelmiyor peşinden. yalnızsın. batılılaşma -gerçek adıyla kapitalizme geçiş- serüvenimiz bu! 24 ocak kararları çıktı beş altı ay önce. imf'nin kucağına oturduk. dolar "yetmiş" oldu. lira'nın ayağı iyice kaydı. orda da durmayacak. zam üstüne zamlar geldi, fiyatlar tavan yaptı. tam bir finans kapital darbesi! soygun temelinde var da, islam'ın ebu süfyancıları necmettin bezirganla yılların sinsi birikimine konup yeşil sarıklarını dolanarak çıktılar ortaya. bir gün, islamla kandırılmışların yığınsal desteğini alacak asıl sinsi hırsız tayfası başa geçerse şaşmayın. böyle demokrasiye böyle müslümanlık. bağımsızlık çoktan sözde kalmış. emekçi yığınları sandıkta dolandıran yalancı demokrasi oyunu başımıza daha neler getirecek bakalım! incirlik üssünde amerikan atom silahları dolu diyorlar. tanrı acısın bize! başka ne diyeceksin?