4.01.2020

hikâyeler

turgenyev

dünyanın azabı, gailesi bitmez, tükenmez.

yaşadıkça, annemin her yaptığının, her söylediğinin bir gerçek, kutsal bir gerçek olduğuna daha ziyade kanaat getiriyorum.

gençlik yaldızlı kurabiyeler yer de bunu günlük ekmeği sanır. halbuki ekmeği de arayacağı zaman gelecektir.

sanat eserleri okumak hem faydalı hem de zevklidir diyorsunuz. benim düşünceme göre insan hayatta ilk önce şu iki şeyden birini, yani ya faydalı olanı ya hoşa giden seçmeli ve bu iş kesin olarak halledilmeli. ben de bir zamanlar bu ikisini bir araya getirmek isterdim. bu kabil değildir; insanı ya yıpratır yahut da felakete götürür.

saadet gelmez; neden peşinden koşmalı? o sağlık gibidir: hiç farkında olmadığımız zaman vardır.

insanın kaderi, evlatlarının, ahfadının kaderi ile nasıl bir gizli zincirle bağlı olduğunu, arzu ve temayüllerinin onlara nasıl aksettiğini, hatalarının cezasını onların nasıl çektiklerini kim söyleyebilir?

"aldanmaya ve rüya görmeye cesaret et." (schiller)

kim bilir, bu dünyada yaşayanlardan her biri, ancak kendi ölümünden sonra yeşermesi mukadder ne kadar tohum bırakıyor? insanın kaderi, evlatlarının, ahfadının kaderi ile nasıl bir gizli zincirle bağlı olduğunu, arzu ve temayüllerinin onlara nasıl aksettiğini, hatalarının cezasını onların nasıl çektiklerini kim söyleyebilir?

hiç dikkat ettiniz mi, yakından dinlenince bazı valsler beş para etmez; sesler bayağıdır, kabadır, uzaktan ise fevkalade! içimizdeki bütün romantik telleri ihtizaza getirir.

hayalimizde bir işi kurarken kartal gibi uçarız, sanki dünyayı yerinden oynatabilecekmişiz gibi gelir bize. ama yapmaya gelince derhal kuvvetten düşer, yoruluruz.

öyle duygular vardır ki bizi yerden kaldırıp yükseklere götürürler.

yarın mesut olacağım! saadetin yarını yoktur, dünü de yoktur; geçmişi hatırlamaz, geleceği düşünmez; onun yalnız şimdiki zamanı vardır ve o da, gün değil, ancak bir andır.

bir başkasının ruhu, insan için karanlık bir ormandır.

kendimden şüphe etmediğim hiçbir şey için başkalarından şüphe etmem, ancak bende, başkalarının benden daha iyi olmadıklarını sanmak zaafı vardır.

uçurumun ta kenarında dolaşmak dişi mahlukların pek sevdiği bir iştir.

evde bir şey değil, sokakta da bir felaket sayılmaz; fakat altın yaldızlı saraylara ayak basınca insanın fakirliği pek göze batar, insan sıkılır, bozarır yerin dibine batar.

Hiç yorum yok: