12.8.18

toplum

emil cioran

halklar, bireylerden de fazla çelişik duygular uyandırırlar bizde. onları severiz ama aynı zamanda onlardan nefret ederiz. bağlanma ve hınç nesnesi olduklarından, kendilerine belli bir tutku beslenmesine layık değildirler.

kusurlarını açık olarak pek ayırt etmediğiniz batı halkları konusundaki tarafgirliğinizin sebebi uzaklığınızdır: optik yanılgı veya ulaşılamayana duyulan özlem.

burjuva toplumunun gediklerini de ayırt edemiyorsunuz; hatta ona bir nebze teşne olmanızdan dahi kuşkulanıyorum. uzaktan gözünüzü kamaştırmasından daha tabii bir şey olamaz.

bu toplumu yakından tanıdığım için, görevim, onun hakkında besleyebileceğiniz yanılsamalarla savaşmaktır. hiçbir şekilde hoşuma gitmediğinden değil -berbatlığa zaafımı bilirsiniz- fakat kendisine katlanılabilmesi için talep ettiği duyarsızlık israfını benim kinizm kaynaklarım kaldırmıyor.

burada adaletsizliklerin dolup taştığını söylemek az kalır. aslında adaletsizliğin özüdür bu toplum. sergilediği nimetlerden, gurur duyduğu o bereketten bir tek avareler, asalaklar, rezillik uzmanları, irili ufaklı itler istifade etmektedir. yüzeyde bir nefaset bolluğu. teşhir ettiği parıltıların ardında gizlenen perişanlık dünyasının teferruatından muaf tutacağım sizi.

bir mucizenin müdahalesi dışında, bu toplumun gözümüzün önünde toz duman olmaması ya da anında havaya uçurulmaması nasıl açıklanabilir ki?