18.4.19

the end of the f***ing world

insan kendini kötü hissedince her türlü boku yer.

sonuçta bir önemi kalmamıştı. james'le vakit geçirmiş olmam iyi bir şeydi. yürümediğini öğrenmek iyi olmuştu. tahmin etmiştim zaten. böyle anlar, yara bandını söküp çıkarmak gibidir. asıl sorun o yara bandının altının bir sürü bok püsür dolu olması.


bazen doğru şeyi yapmak suç işlemek gibi hissettiriyor.


korku, çok yavaş baş gösterebiliyor. öyle sessiz ki duymazdan gelebiliyorsunuz. ama sesi yükseliyor. çok yükseliyor. artık duymazdan gelemiyorsunuz.


hayatı kontrol edemediğiniz hissine kapılabilirsiniz. çünkü edemezsiniz. hiçbir şeyin önüne geçemezsiniz. sadece olan bitenle başa çıkabilirsiniz. bir şeyden kaçtığınızı sanabilirsiniz. ama aslında kaçtığınız şey hep yanınızdadır. hiç farkına varmadan bir yerde sıkışıp kalabilirsiniz. dikkat etmezseniz sonsuza kadar mahsur kalırsınız.


kendimi tanıdığımı sanırdım. ama bir süredir sanki kendi vücudumda değilim.


öleceğini bilmek garip bir his. dünyayı çözdüğünü düşünüp hiçbir şeyi siklemiyorsun.


ölü olmak berbat, değil mi? her şeyi kaçırıyorsun.


"özür dilerim." "ne için?" "seni çözüm yapmaya çalıştığım için."


sevgi açlığı çekenlerin sorunu, sevginin neye benzediğini bilmemeleridir. bu yüzden kandırılmaları da kolaydır. olmayan şeyleri görmeleri de. ama düşününce, hepimiz kendimizi kandırmıyor muyuz?