26.8.18

kuşatma

robert musil

yaşamın zevkler okyanusundan yalnızca bir tutam cinsellik zevki alan bu hayat korkunç bir şey. insan dünyada belli bir amaçla bulunmalı. herhangi bir işe yaramalı. aksi takdirde her şey korkunç bir kargaşa olarak kalıyor.

bugün yaşamın bütünü düzensizliğin uçurumunda; tartışmalar, makaleler, incelemeler bir işe yaramıyor.

çocuklar bile biliyorlar ki tanrı artık, prusyalı friedrich'in bile inanmakta haklı olabileceği gibi, en güçlü taburların yanında değil, fakat büyük bankalardan yana; taburlar, silahlanma endüstrisi için bir yatırımdan başka bir şey değil.

düzen, bir ölçüde çelişkili bir kavram. her dürüst insan iç ve dış düzen peşinde; ama öte yandan düzenin fazlasına da dayanılamıyor; hatta eksiksiz bir düzen, belki de bütün ilerlemelerin ve mutlulukların yıkımı olurdu.

tam bir ahlak olmadan tam bir mutluluk da yoktur. sağlam bir noktadan türetilemediği takdirde ahlak diye bir şey yoktur. bir inancı temel almayan bir mutluluk yoktur.

bağların dışında, her itki insanı anında deforme eder. ancak anlatımıyla var olabilen insan, toplumun biçimleri içerisinde biçim alır. yaratmış olduğunun kendisine geri yansıyan etkileri aracılığıyla biçim alır.

sınırsız bireycilik bir yaşama biçimi değildir. insan toplumsal bir varlıktır. quod erat demonstrandum.

çalışma ve onunla bağıntılı olanlar yaşamın tek içeriği değildir ve pek çok şey insanın boş zamanlarında, üretim sürecinin ötesindeki özgürlük anlarında olgunlaşır.

olguların böylesine ağır bastığı ve bundan ötürü de duygu bağlamında çoraklaşmış bir dünyada duyguya geri dönüş, çok anlaşılır bir savunma refleksidir; her şey eylem gücüyle sırılsıklam olursa, ekonomi insandan, çalışma tezgahı da onun önünde durandan daha çok önem kazanırsa, o zaman denizden gelen nemli rüzgarın kuraklığa doğru esmesi gibi insan da ruhun özlemini çeker.