3.2.19

kadın ve çocuk

esther vilar

kadın soyut düşüme yetisinden yoksundur. bu nedenle varoluşsal kaygı sorunu onu etkilemez. yaşamına daha fazla anlam katmak için tanrıya ihtiyaç duymaz. ihtiyaç duyduğu tek şey, erkeğin ateşi söndükten sonra bile onun için çalışmasını sağlayacak bir gerekçedir. bu nedenle onun uğruna çalışan erkekten çocuk yapması gerekir.

çocuklar, erkeğin kadının tahakkümü altına girmesini mazur gösteren birkaç bahaneden biridir. öte yandan kadınlar, kendi tembelliklerini, aptallıklarını ve sorumsuzluklarını haklı çıkarmak için çocuk yapmak zorundadır.

erkek, bir kadınla çocuk yaptığı zaman, çocukları ona rehin bırakır ve kadının ona sürekli şantaj yapmasını bekler.

erkek, karısı ve çocukları sayesinde sefil hayatına, esaretine bir gerekçe bulur. keyfi olarak yaratılan bu sisteme, bu kutsal birime "ailem" der. kadın, onun hizmetlerini "aile" adına kabul eder, kendisine emanet edilen rehineleri alır ve onu çok daha sıkı bağlarla kendine bağlayıp ölünceye kadar ona şantaj yaparak erkeğin köleleşme arzusunu yerine getirir.

kadınların, evi ve aileyi tercih etmelerinin çocukları sevmek gibi basit bir nedeni olduğu iddia edilebilir. ama kadınlar, bir çocuğun istediği tam özgecil sevgiyi verecek duygusal derinlikten yoksundur.

bir kadının tiksindiği bir şey varsa o da kendi çocuklarıyla oynamaktır. bu onun için başka bir açıdan daha zordur. çünkü çocuklar hemen her şeyle ilgilenir ve her konuda bir şeyler öğrenmek ister. ama kadın, kendi vücudu ve evi yoluyla oynadığı birkaç aptalca oyundan başka hiçbir şeyle ilgilenmez.

bu nedenle dünyadaki en güçlü iradeyle bile bir annenin çocuğun maceralı dünyasına girmesi kolay değildir. küçük dağarcığında, yeni yeni konuşmaya başlayan bir çocuğu eğlendirecek birkaç aptalca tekerleme olabilir:  "bak kim geliyor?" ama iki yaşına gelen çocuk kendi başına düşünmeye başlar ve kadını geride bırakır.

bir kadın gerçekten de çaba gösterip çocuğuyla yarım saat oynarsa -daha fazlası çocuğun zihinsel gelişimine zarar verebilir- sanki büyük bir başarı kazanmış gibi bütün dünyaya bundan söz edecektir.

evliliği güvence altına almak ve kadının çaresiz ve kendi hayatını kazanma kapasitesinden yoksun gözükmesini mümkün kılmak için iki veya üç çocuk şarttır.

yapılan araştırmalar, yarım gün annesiyle olmayan çocukların, zihinsel becerilerini daha hızlı geliştirdiğini ve bu nedenle daha sonra daha büyük başarılar kazanabildiklerini göstermiştir.

ortalama olarak bir kız çocuğunun dile getirdiği en son özgün düşünce beş altı yaşlarında olacaktır. bu yaştan sonra embesil anne, kızdaki her türlü zeka kıvılcımını söndürecektir.

kadının aptallığı, yaşama yönelik tutumunun doğal bir sonucundan öte bir şey değildir. beş yaşına gelen her kız, evlenip yuva ve çocuk sahibi olmak istediğine karar verir ve on, on beş veya yirmi yaşına geldiğinde de aynı şeyleri ister. dolayısıyla kadın, daha çocuk yaşta erkeğin sırtında yaşamaya karar verirse zeka ve mantık ne işine yarayacaktır ki? gelecekteki erkeği için kafasını boş tutması gerekir; aksi takdirde erkeğin eğilimlerinin ve ilgilerinin tamamına tepki veremez.

kadının aptallığı öylesine ezicidir ki bununla teması olan herkese bulaşır.

politika, felsefe, bilim, ekonomi ve psikoloji alanında yayın yapan dergiler ve kitaplar vardır. ayrıca moda, kozmetik, iç dekorasyon, sosyete dedikodusu, aşçılık, suç ve aşk ilişkileri konulu dergi ve kitaplar da vardır. erkekler neredeyse sadece ilk türü okurken kadınlar sadece ikinci grubu okuyor.

kadınların bilmek istediği tek şey, yastıkların üzerine küçük kahverengi tavşan figürlerini nasıl işleyebilecekleri, bir elbiseye nasıl kroşe çekecekleri ya da bir film yıldızının boşanıp boşanmayacağı gibi şeylerdir.