7.8.18

enformasyon

nurdan gürbilek

walter benjamin "hikâye anlatıcısı"nda, hikâye anlatıcılığını zanaatkârlığa özgü bir iletişim biçimi olarak ele alır. anlatıcılık ortadan kalkmıştır; çünkü ancak zanaatkârlıkla birlikte var olan koşullar -insanların deneyimlerini paylaşma yeteneği, bir olayı kuşaktan kuşağa aktaran gelenek zinciri, bunun üzerinde yükseldiği hafıza, geçmişin ve uzakların bilgisine dayanan bilgelik- ortadan kalkmıştır. bunun tam karşıtı, enformasyondur.

enformasyonun ön koşulu, "kendinde ve kendi için anlaşılabilir" görünmesidir. gerçi çoğu zaman, eski yüzyılların bilgisinden daha kesin değildir. ama geçmiş bilgisinin mucizevi olandan beslenme eğilimine karşı, enformasyon makul görünmek zorundadır. bu yüzden de hikâye anlatıcılığının ruhuna ters düşer. eğer hikâye anlatıcılarına giderek daha az rastlıyorsak, bunda enformasyon ağının belirleyici bir rolü vardır.

bir zamanlar uzakların bilgisi -ister yabancı ülkelerle ilgili mekansal bir bilgi, ister geleneğe dair zamansal bir bilgi olsun- doğruluğu denetlenemese de onu geçerli kılan bir yetkiye sahipti. oysa enformasyon, anında doğrulanabilir olma iddiasını taşır.

le figaro'nun kurucusu villemessant, enformasyonun doğasını ünlü bir formülle açıklamıştı. "okurlarım için," diyordu, "quartier latin'de bir çatıda çıkan yangın, madrid'deki devrimden daha önemlidir." bu da çarpıcı biçimde gösteriyor ki, artık uzaklardan gelen bilgi değil, bizi en yakında olup bitene ulaştıran enformasyon kabul görüyor.

enformasyon yalnızca yeni olduğu an değer taşır, yalnızca o an yaşar. kendini tümüyle o ana teslim etmeli, zaman kaybetmeden kendini ona açıklamalıdır. oysa hikâye farklıdır: kendini tüketmez, gücünü toplar ve korur, yıllarca sonra bile harekete geçirebilir.