15.8.18

din

jonathan swift

öyle güçlü bir dini inancımız var ki, ancak yüreklerimizi nefretle doldurmamıza yetiyor, birbirimizi sevmemize değil.

din, büyümüş bir çocuk gibidir; onu daima, tıpkı çocukluk döneminde olduğu gibi, mucizelerle beslemek gerekir.

dini inanç, bütün eylemlerin altında yatan itkiler içinde en iyisidir; ama din de insanın kendine duyduğu sevginin en üst biçimi olarak görülebilir.

hekimler din konularındaki yargılarını kendilerine saklamalıdır. bunun nedeni kasapların yaşam ve ölüm konusunda yargıç olarak kabul edilmemesiyle aynıdır.

hayaletler ve ruhlar hakkında söylenegelenlerin genellikle yanlış olduğunu kanıtlayan savlardan birini, ruhların aynı anda birden fazla kişiye göründüğünün hiç olmadığı yolundaki kabul oluşturur. başka bir deyişle, yanında başkaları olan insanlar nadiren büyük bir iç sıkıntısına ya da melankoliye kapılırlar.

kıyamet günü gelip çattığında, ahlaki açıdan zaafları olan bilgelere de, inanç konusunda zaafları olan cahillere de pek az hoşgörü gösterilecektir; çünkü iki tarafın da mazereti yoktur. bu, cehaletle bilgeliğin yararlarını eşit kılar. ancak, bilgelerin bazı tereddütleri ile cahillerin bazı kötülükleri belki de affedilebilir; çünkü her iki durumda da baştan çıkmak için güçlü nedenler vardır.

insan doğasına kısıtlamalar getirerek düşünce ve eylem özgürlüğünün başlıca düşmanı durumuna gelen şey dindir.

şeytan tüm yalanların babası olsa da, tüm büyük kaşifler gibi, kendisinden sonra gelenlerin alana yaptıkları katkılarla şanını önemli ölçüde yitirmiş durumdadır.